12 Aralık 2017 Salı

İspanyolca Seviyenizi Bir Üst Sıraya Taşıyacak İpucu Kullanımlar


Yanaşın bakayım böyle. Hiçbir kursta anlatılmayanları anlatacağım bu yazıda.

Belki aylardır ya da yıllardır İspanyolca öğreniyorsunuz ama o istediğiniz seviyeye ulaşamadınız. Ya da istediğiniz kadar C1 belgesi almış olun, günlük hayatta hala bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz.
Bunun sebebi her öğrenciye dayatılan, sokak dilinden ve güncellikten uzak, İspanyolca ders içeriği. Belki subjuntivo’yu sular seller gibi ezberlemiş olabilirsiniz. Pluscuamperfecto de subjuntivo duyduğunuzda çat diye ne demek istediğini anlayabilirsiniz. Fakat size birazdan bahsedeceğim kelimeleri kullanmıyorsanız üzgünüm ama sokakta çok zorluk çekersiniz. Çünkü barda bir şeyler içmek için buluştuğunuz arkadaşınız- İspanyol kraliyet ailesinden değilse- size kursta öğrendiğiniz üst dilden öte bahsedeceğim kelimelerle konuşacaktır.

Hadi başlayalım…

1- ¡Qué……!

Binlerce duygunun tercümanı sihirli kelime qué, birçok ifade için işinize yarayacak. 
Bol bol tüketin J
                             

Örnekler:           

¡Qué asco!


que asco por dios ile ilgili görsel sonucu
kaynak: memegenerator.es

Asco kadar kullanışlı bir kelime var mıdır acaba? Sizi iğrendiren her nesne, insan, olay vs. için rahatlıkla kullanın. Hatta bir de sonuna ¡Por Dios! eklendi mi tadından yenmez. (Fiil hali dar asco’dur. Ör: Tú y tu amigo me dais asco)
¡Qué vergüenza!
Bu ifadeyi hem kendiniz bir şeylerden utandığınızda hem de size başka bir şeyin utanç verdiği durumlarda kullanabilirsiniz. Özellikle politikadan bahsederken insanların dert yandığını çok görürsünüz. Haberleri izlerken birinden mutlaka şu yorum gelir: ¡Qué vergüenza de pais por favor!
¡Qué triste! /¡Qué bonito / ¡Qué divertido! /¡Qué alegria!
Her türlü sıfatla o anki duygularınızı ifade edebilirsiniz.
¡Qué lío!
Başınız dertte mi? Bir sürü sınav var ve siz daha çalışmaya başlamadınız mı? Yetiştirmeniz gereken işler var ve siz trafikte takılıp kaldınız mı? Partnerinizi aldatıyorsunuz ve o da bunun farkına mı vardı? Alın size tüm sorunlarınızı 6 harfle anlatmanın yolu… ¡Qué lío! Fiil olarak da günlük dilde “liarla” kullanılabilir. Ör: Como no estudió, la lió y suspendió.
¡Qué barbaridad!
Karşınızda sizi şoke eden, kızdıran, sinirlerinizi tavana kaldıran bir olay varsa bu ifade cuk diye oturuyor.
¡Qué hijo de puta!/¡Qué cabron!
Durun öyle hemen yanlış anlamayın. Hijo de puta ve cabron her ne kadar küfür olsa da kullanıldığı yere göre pozitif bir anlam taşıyabilir.
Bildiğiniz üzere İspanyol toplumunda küfürün yeri bizdeki gibi değil. Argo ve küfür sıklıkla kullanılıyor. Hatta o kadar ki size şaka yapan sizi güldüren birine ¡Qué hijo de puta!/¡Qué cabron! demeniz o kişi tarafından kötü algılanmaz.
Ama tartışma anında söylüyorsanız o zaman tabii ki küfür anlamı taşır.
Dikkatli kullanmakta ve sadece güven duyduğunuz insanlar arasında kullanmakta fayda var.
¡Qué guay!
Alın size dünya tatlısı bir kelime daha: guay. Hem telaffuzu, hem kullanış sıklığı bakımından favorileri kelimelerimden biri.  Sevindiğiniz, şaşırdığınız, hoşunuza giden her durumda guay deyip durumu geçiştirebilirsiniz. Guay aynı zamanda birini onaylamak anlamında vale yerine de kullanılabilir. Ya da muy bien yerine yalnızca muy guay da diyebilirsiniz.

 2- ¿En serio? / ¡No puede ser! /¿De veras? /¡No me digas! /¿Pero qué dices?/ ¡No jodas!


no jodas ile ilgili görsel sonucu
kaynak: memegenerator.es
Yabancı bir dilde konuşurken en çok zorluk çektiğimiz şey şaşkınlık ya da yaşadığımız şoku belirtmek olabilir. Aynı zamanda- benim fikrimce- ne zaman şaşkınlığınızı, acınızı, öfkenizi bir saniye bile düşünmeden o dilde ifade edebiliyorsunuz işte o zaman bu dili öğrenmiş sayılırsınız. Çünkü artık beyniniz ana dilden hedef dile çeviri yapmayı bırakmıştır ve artık o dilde düşünmeye (yaşamaya) başlarsınız.
Yukarıdaki ifadelerin tamamı sizi hayrete düşüren, şaşırtan bir haber aldığınızda verebileceğiniz tepkilerin birkaç tanesi. Resmiyet seviyesini de ¿En serio? en formal ¡No jodas! en informal olarak düşünebilirsiniz.


3- Mierda


Böylesi vulgar bir kelimenin bu kadar mı geniş yelpazede kullanımı olabilir?
Belki tüm kullanımlarını burada yazamayacağım ama birkaç başlık altında nerelerde kullanılıyor bakalım:

Birini baştan savma
Vete a la mierda /¡Que se vaya a la mierda!
Görülmeyen şeylerin tasviri
No se ve ni una mierda
Anlamlandırılamayan objeler
¿Qué mierda es esto? /¿Para qué mierda sirve?
Bir şeyleri unuttuğumuzda
Hostia… mierda.. Se me ha olvidado el móvil en casa
Dağınıklık/ kendini kötü hissetme
Estoy hecho una mierda.
Aşağılama
Es una ciudad de mierda / Tienes un carácter de mierda
Yapmayı kabul etmediğiniz şeyler
- Me dejas dinero?
– Una mierda

Ve daha onlarcası… Hepsini yazmaya kalksam sayfalar sürer. Ama bence siz ana fikri kaptınız. Ağzınız dolu dolu haykırın, çekinmeyin J

4- Flipar

İlgili resim
kaynak:memegenerator.es

Flipar kelimesi RAE’de “uyuşturucu kullanmak, uyuşturucu etkisi altında olmak” şeklinde açıklansa da günlük hayatta “bir şeyin ya da bir kişinin başka bir kişi üzerinde büyük etki bırakması, şaşırtması” anlamına gelir.
Oldukça kullanışlı ve sıklıkla kullanılan bu kelimeyi nedense ne kendi okuduğum ne de öğrencilerime okuttuğum gramer kitaplarında gördüm.  Birkaç örnekle hangi durumlarda kullanıldığını açıklayayım;

Kelimenin farklı kullanım şekilleri: estar flipado/flipada, un flipe, flipar en colores, flipante…

-Flipo con la música rock’n roll.  
- Me he comprado un coche que flipas
- Me flipa la comida mexicana
- Las fiestas en España son un flipe total
-  Compré un juguete para mi hija y flipó en colores.
- ¿Te has enterado de las noticias? – Sí, ¡flipante!

5-  Tío, tía / nene, nena

Biz nasıl aramızda arkadaşlarımıza kanka diye sesleniyorsak İspanya’da da gençlerin kendi aralarında birbirine tío, tía  ya da nene, nena diye seslenme alışkanlığı var.
Seslenmenin yanında konuşma arasında da kullanıldığına şahit olabilirsiniz.

6- Mola/Mola mazo

Gustar fiili A1 seviyesinde bile öğretilen çok kullanışlı bir fiildir bildiğiniz gibi. Hoşumuza giden bir şeyi ifade etmek için kullandığımız benzer bir kelime de “mola”. Örnek kullanımları;

-          El Español mola mucho.
-          Tu idea me mola
-          ¿Qué te parece mi coche? – Mola

“Mola mazo” ise çok aşırı hoşa gitmek anlamına gelir. Genelde Madrid ve çevresinde daha yaygın olarak kullanılsa da tüm İspanya’yada bilinen bir ifadedir.

7- Tranqui

Tranquilo/tranquila’dan gelir ve “sakin ol”, “relax” anlamında kullanılır.

8- Pavo, pasta, plata, duro

Tüm bu saydığım kelimelerin para anlamına geldiğine inanabiliyor musunuz? Mesela;

-          ¿Cuánto te ha costado esa camiseta?           - 8 pavos
-          Este tio gana mucha pasta
-          No tengo ni un duro

9-  ¡Vaya tela!


vaya tela memegenerator ile ilgili görsel sonucu
kaynak:memegenerator.es
İspanya’ya ilk geldiğimde anlamını kavramakta ve kullanmaya başlamakta en zorlandığım ifade “tela” olmuştu şüphesiz. Ama kullanıldığı durumları görüp işin içine daldıkça sıklıkla kullanır oldum.

Türkçe’ye direkt çevirisi yapılamayacak, çok kullanışlı bir ifade bu. Kullanım yerlerini şöyle açıklayabilirim: karşınızdaki kişinin anlattıkları sizi şok ediyorsa ya da yaşadığınız bir durum karşısında şok olduysanız, içinde bulunduğunuz durum karmaşıksa ve açıklamakta zorlanıyorsanız bu ifadeyi kullanabilirsiniz. Örneğin:



-          ¡Que fuerte! Los jefes están discutiendo    -¡Vaya tela!
-      ¡Vaya tela! Me ofrecieron un trabajo en Londres
-          Laura está embarazada de su ex                 -¡Vaya tela! Pobre mujer

10-Está a tomar por culo/ Está en el quinto pino

Bu da ders kitaplarında öğrenemeyeceğiniz bir ölçü birimi J

Bir yerin çok uzakta olduğunu ifade ederken iki cümleyi de kullanabilirsiniz. Tabii ki ikincisi biraz daha terbiyeli. J

Hatta bu kadar örneğini vermişken “Está en el quinto pino” cümlesinin nereden geldiğini de anlatayım size.

Söylentiye göre 18. yüzyıl Felipe V kralken Madrid’in şimdi Paseo del Prado caddesinden itibaren belirli uzaklıklarla kocaman 5 tane çam ağacı dikilmiş. İnsanlar da bu çamları genelde buluşma yeri olarak belirlemişler ve genelde 1., 2. ya da 3. çam ağacında buluşurlarmış. Ağaçların arasında öyle aralıklar varmış ki 5. çam ağacının bulunduğu yer neredeyse şehrin dışı sayılırmış ve oraya kimse kolay kolay gitmezmiş. Bu nedenle gel zaman git zaman 5. çam ağacının bulunduğu yer aşıkların buluşma noktası olmuş

Ve böylelikle günümüze kadar kullanılagelmiş.

11-Hacer caso

“Birini dinlemek, dediğini yapmak, ona hak vermek” anlamında kullanılan bu fiilin ne kadar yaygın olduğunu biliyor musunuz? Şu şekilde kullanabiliriz;

  • Se lo dije pero no me hizo caso. (Ona söyledim ama beni dinlemedi.)
  • Tú hazme caso, tarde o temprano lo vas a conseguir. (Sen beni dinle, er ya da geç başaracaksın)
  • Este niño no me hace caso (Bu çocuk hiç benim sözümü dinlemiyor)


12- ¡Venga ya¡ /¡Anda ya!

Hani Türkçe’de “hadi canım”, “yok daha neler” deriz ya işte tam o boşluğu dolduracak iki adet ifade. Hatta biraz daha ileri gidersek “atıyorsun”, “saçmalama”, “sallama” gibi bile kullanılabilir. 

Venga için ayrı bir başlık daha açmak lazım. Çünkü her yaraya merhem olan bir kelimedir kendisi. Kullanımları başlıca:

Birine emir verirken
¡Venga! !A trabajar!
Birini onaylarken
¡Venga, vale! Quedamos esta tarde.
Birine moral verirken
Venga mujer, no te pongas así
Söylenenlere inanmadığımızı ifade ederken
¡Venga ya! Nos estás tomando el pelo
Birinden bir şey isterken             
Acompañame al cine. ¡Venga por favor!
Birinden acele etmesini isterken
¡Venga! Date prisa que vas a perder el bus.

13- un montón/ mogollón/ un huevo


Bu saydığım kelimelerin hepsi “çok” anlamına gelmektedir. Yani her birini “mucho” yerine kullanabiliriz. Mesela:
un huevo nos queremos ile ilgili görsel sonucu
kaynak: mrwonderful

-          Te quiero mucho : Te quiero un montón.
-          Tengo muchas cosas que hacer: Tengo mogollón de cosas que hacer.
-          Este sofa pesa mucho: Este sofa pesa un huevo.

Şunu belirtmeden geçemem. “Un huevo”yu kullanırken dikkatli olmak lazım çünkü kullanıldığı contexte göre tam aksini de ifade edebilir. Yani yukarıdaki cümlede çok anlamına geliyorken “Me importas un huevo” cümlesinde hiç anlamına gelebilir. O nedenle dikkat!

Şimdilik burada bırakalım...

Başka bir gün kaldığımız yerden devam ederiz. Çünkü bu saydıklarım buzdağının yalnızca görünen kısmı. İspanyolca her haliyle güzel ve öğrenmesi eğlenceli bir dil. Ama bana inanın günlük dil, sokak dili, deyim, deyiş ve argo tarafını da tanıdıkça tamamen aşık olacağınız bir dil.

Umarım anlattıklarım işinize yarar ve sokağa ayak uydurmanıza yardımcı olur. Asıl İspanyolca sokakta…

Eğer eklemek istedikleriniz varsa yoruma yazabilir; İspanya ya da İspanyolca konusunda yöneltmek istediğiniz sorularınız varsa gizemkutukcu@gmail.com adresine mail atabilir ya da İnstagram ve Facebook'ta @ispanyolcaseyler hesabından bana ulaşabilirsiniz.

Sevgiler,
Gizem









Devamını Oku »

6 Aralık 2017 Çarşamba

İspanya'da İkametgah İşlemleri

Selam,

  Kendi işlemlerimi yaptırdıktan sonra sıra geldi benden sonrakilere anlatmaya..

  Bildiğiniz üzere İspanya farklı yerel yönetimlerle yönetiliyor ve her bölge kendi kurallarını koyuyor. İkametgah işlemleri de haliyle bölge bölge değişikliğe uğruyor. Örneğin bir comunidad sizden ev sahibini yanınızda getirmenizi isterken bir başka bölge sadece faturaları istiyor. Bu sefer işlemlerimi Andalucia'da yaptırdığım için buradaki sistemi anlatacağım.

  Jaén şehrinde izlediğim yöntem oldukça basit. Öncesinde belgelerin ne olduğunu sormak için belediyenin ilgili ofisine gittim ve buraya yeni taşındığımı, ikametgah işlemimi yaptırmak istediğimi söyledim. Görevli memur iki belgeyi bana uzatarak bunları doldurmam gerektiğini ve daha sonrasında kira kontratım, pasaport ve vize fotokopimle birlikte gelmem gerektiğini söyledi. 

İkametgah evrağı 1


Yukarıdaki evrakta kendi bilgilerimi ve evde benimle birlikte yaşayanların bilgilerini girip aşağıdaki evrakta da sadece kendi bilgilerimi doldurduktan sonra kira kontratımın bir kopyası ve pasaport fotokopisiyle birlikte tekrar ofise gittim. 

ikametgah evrağı 2

Güler yüzlü ve sevimli memur belgeleri benden alıp 5 dakikalık birkaç işlem yaptıktan sonra pasaportumu bana geri uzatıp işlemin tamamlandığını, yarın gelip ikametgah belgemi alabileceğimi söyledi.

Ertesi gün yine ofise uğrayıp belgemi aldım ve artık resmen Jaén şehrinde yaşadığım kanıtlanmış oldu. 

Bu belge daha sonra oturum işlemlerini yaptırmak için işinize yarayacak. Ayrıca yarın öbür gün İspanya'da kesin oturum almak istediğinizde ne kadar süredir ülkede ikametgah ettiğinizi kanıtlamak amacıyla da yaptırmanız gereken bir işlem. 

Daha önce bildiğiniz gibi Zaragoza yani Aragón bölgesinde aynı işlemi yaptırmıştım. Oradaki işlemler hem daha uzun sürmüş hem de ev sahibinin kendi evraklarıyla birlikte bizimle gelmesi gerekmişti. Anlayacağınız üzere her bölgenin kendine göre kuralları ve yaptırımları var ancak korkulacak işlemler değil. 

Benden şimdilik bu kadar. Konu hakkında sorularınız varsa ya da İspanya'ya geldiniz ve ne yapacağınızı bilmiyorsanız gizemkutukcu@gmail.com adresinden bana yönlendirebilirsiniz.

Yardımcı olmaktan mutluluk duyarım. 

Sevgiler,
Gizem


















Devamını Oku »

25 Kasım 2017 Cumartesi

İspanya’ya Yerleşince Türklerin Değişen 10 Alışkanlığı


1-      Yemek, Yemek Ve Daha Fazla Yemek

pan con tomate ile ilgili görsel sonucu

  İspanya’nın yemek rutini bizimkinden oldukça farklı. Bu kültürde öğün sayısı 5. Evet, 5. Desayuno, Almuerzo, Comida, Merienda ve Cena…. En hafif öğün ise desayuno yani sabah kahvaltısı. Çoğu zaman bir café con leche (sütlü kahve) ya da Colacao (çikolatalı süt) eşliğinde bisküvi, tost ekmeği ya da muffin yiyerek geçirilen öğün saat 11.30 civarında almuerzo bahanesiyle tekrarlanır. Bu sefer biraz daha doyurucu şeyler yenilebilir; pan con tomate, tostada con jamón y queso vb.
  Comida yani öğle yemeğine saat 14.00’ten önce oturursanız garip bakışlar sizi izleyebilir. 14:00 -15:00 arasında öğle yemeği yenildikten sonra bu sefer 17:30-18:00 arasında bir de merienda’mız var nam-ı diğer beş çayı. Bu öğünde tapas ya da ufak bir sandviçle açlık bastırılır.
Ve geldik bizden en farklı öğün akşam yemeğine. Türkiye’de artık çay faslına geçtiğimiz saatler İspanya’da akşam yemeği saatleridir. 21.00 itibariyle başlayan süreç 23.00 hatta 24.00 saatlerine kadar sürebilir.*
*İspanya’da sobremesa dediğimiz bir olay var. Yani yemeği yiyince hemen öyle toparlayıp bulaşıkları yıkamıyoruz. O masa orada kalıyor ve saatlerce masa etrafında muhabbet ediliyor. Haliyle akşam yemeğinin 3 saat sürmesi şaşılacak bir durum olmaktan çıkıyor.

2-      Çalışma Saatleri Alışana Kadar Seni Çileden Çıkarabiliyor


Siesta büyük şehirlerde olmasa da küçük şehirlerde (özellikle güneyde) yaşamın bir parçası. Siesta derken insanların yan gelip yatmasından bahsetmiyorum. Siesta aslında, dükkanların öğle saatlerinde belirli bir süre kapatıp akşamüstü tekrar açmasından ibarettir. Bu aralıkta insanlar evlerine gider, yemeklerini yerler, işleri güçleri varsa onları tamamlarlar. E biraz kestirmek için de zaman varsa ne ala ;)
Durum böyle olunca birçok devlet dairesi, bankalar, marketler, postane, eczane, ofisler günün belli saatlerinde kapalı oluyor ya da sadece öğle saatlerine kadar hizmet veriyor. Örneğin banka ya da belediyedeki işlemlerinizi saat 13.00’e kadar tamamlamak zorunda kalabilirsiniz ya da 14.00-17.30 arasında market alışverişi yapmak üzere evden çıktığınızda eliniz boş geri dönebilirsiniz.

3-      Pazar Gününün Kutsallığı

Pazar günü bizim için en ticari gündür. Bir mekanın kapalı olmasına asla katlanamayız. Mevsim kış ve hava yağışlı ise kendimizi ilk alışveriş merkezine atarız. Haftalık market alışverişimizi bile genelde Pazar gününe saklarız.
İspanya’da klasik bir Pazar gününde tüm dükkanlar, marketler, alışveriş merkezleri kapalı olur ve insanlar genellikle aileleriyle barlarda ya da parklarda zaman geçirir. Siz de tüm düzeninizi buna göre ayarlarsınız (özellikle birkaç kez marketlerin kapalı olduğunu unutup aç kaldığınızda J).

4-      Doyasıya Küfür Etmenin İnanılmaz Rahatlığı

İspanyolca, kültür gereği argonun ve bel altı konuşmanın oldukça rahat olduğu bir dil. Sokakta, televizyonda, arkadaş arasında bolca duyabilir, siz de zamanla alışıp gönül rahatlığıyla içinizden geldiği gibi küfürlü konuşabilirsiniz. Sadece çocukların yanında dikkat!

5-      Starbucks’tan Nefret Edersin

Daha kötü kahveye daha çok para mı ödeyeceğim? Hadi ordan… İşte birçok İspanyol’un Starbucks karşısındaki tepkisi bu şekilde. Çünkü kahve bu kültürde önemli bir yere sahip ve ortalama fiyat 1.10 - 1.80 euro civarı. Bu sebeptendir ki Starbucks İspanya’da yalnızca turistik bölgelerde başarılı olmuştur. Birçok küçük şehirde ya hiç açılmamıştır ya da açılmış ancak iflas edip kapatmıştır.

6-      Saat 2’den Önce Fiesta Başlamaz

İspanya’ya gelen tüm turistlerin kanayan yarası… Akşam olmuştur, süslenip püslenip meşhur İspanya gecelerine kendinizi atmak istersiniz. Saat 24.00 civarı club club gezmeye başlarsınız ama bir bakarsınız mekanda barmenler ve siz dışında kimde yoktur. Alın size bir İspanya mozaiği. İspanya’da fiesta kültürü genellikle akşam yemeğiyle başlar. Akşam yemeğinden sonra “botellón” dediğimiz, parklarda, açık alanda (ya da arkadaşınızın evinde) alkol alımıyla devam eder. Saat 2.00 civarı gece kulübüne gidilir. Eğer bu rutini takip etmezseniz büyük ihtimalle akşam yemeğinin ardından uykunuz gelecek ve fiestadan vazgeçeceksiniz.

7-      Hayatı Akışına Bırak, Yavaşla

Her yere koşturmaya, sürekli acele etmeye, her işimizi hızlıca yapmaya öyle alışmışız ki… İspanya’ya gelince değişmesi gereken en önemli özellik bu bence. Hayatı daha sakin yaşayın, her yere 5 dakika geç kalın, adımlarınızın hızını yarıya düşürün. İnanın hiçbir şey aksamıyor. Aksine siz daha az stresli ve daha mutlu bir hayata sahip oluyorsunuz.

8-      İnsanlarla İletişim Kurmaktan Çekinme

Sıcakkanlı insanların ülkesindesiniz, unutmayın. Asansörde, markette, sokakta, barda, clubta, otobüste… İnsanlara selam vermekten, ortaya bir laf atmaktan çekinmeyin.

9-      Bu İnsanlar Neden Bağırarak Konuşuyor?


Beni ziyarete gelen arkadaşlarımla bir mekana girdiğimizde ilk tepki genellikle bu cümle olur. İnanın buna bir cevabım yok ama bir fikrim var. Bize küçüklüğümüzden beri hep utangaç olmak öğretildi. Otobüste sesini çıkarma, insanlar seni duymasın, bağrışma, sesli gülme… Burada ise tam tersine; paylaş, gül, çekinme, utanma… Bu nedenle insanlar yüksek sesle konuşuyorlar, bu bir gerçek. Kapalı alanlarda bir sürü insan bir araya gelince ise inanılmaz bir gürültü ortaya çıkıyor. İlk başlarda sizi rahatsız eden bu gürültünün ilerleyen zamanlarda sizi içine çekeceğini ve sizin de artık bağırarak konuşacağınızı göreceksiniz.

10-  Asla Bir Biraya Hayır Deme

Okul ya da iş çıkışı, bir Cumartesi günü, sokakta tesadüfi bir karşılaşma sonrası gelen “Bir bira içelim mi?” teklifi kutsaldır. Her ne kadar yorgun da olsanız tavsiyem o teklifi geri çevirmeyin.

Bu 10 alışkanlığı edinmeniz İspanya’da kalış süreniz boyunca sizi bu kültüre daha çok yakınlaştıracak ve daha güzel tecrübeler edinmenizi sağlayacak. Saydıklarım dışında İspanya’da yaşam konusunda farklı soru ve sorunlarınız varsa bana yazabilirsiniz. Sorularınızı cevaplamaktan mutluluk duyarım.

Sevgiler,

Gizem
Devamını Oku »

5 Kasım 2017 Pazar

İspanya'da Master Vize Başvurusu

Yine bir yıl sonra, yine ilginizi çekecek bir yazıyla karşınızdayım.
2013 yılında öğrenci vizesi alırken çektiğim eziyeti "Olsun ya.. Bitti işte. Bir daha asla başıma gelmeyecek." diye kendimi avutarak atlatmıştım. Ta ki 2017 yılı yazında Jaén Üniversitesi'ndeki Master bursunu kazanana kadar...(Bu burstan da nimetlenmeniz için tüm bilgileri toplayıp bir yazı daha yazacağım.)

Yine onlarca evrak, stres, konsolosluk kapısında bekleme aşamalarından geçtim ve sizlerle paylaşmak için yine yazıyorum. Başlıyoruz...

2013-2017 arasında bazı değişiklikler olmuş İspanya Konsolosluk kurallarında. İstedikleri evraklar değişmiş, randevu alma sistemi değişmiş vs. (Ama insanın sinirini ayağa kaldırma huyu hala aynı, ilerde bahsedeceğim.)

Alacağınız vize D tipi Ulusal Vize. Yani 3 ay gibi bir süre için vize veriyorlar. Sonra siz İspanya'ya geldiğinizde önce ikametgah sonra oturma izni işlemlerinizi hallediyorsunuz ve size verecekleri NIE kartıyla (Numero de Identidad Extranjera) rahatça İspanya'da dolaşabiliyorsunuz.

Vize randevuları artık BLS International sitesi üzerinden alınıyor. Biraz daha düzenli ve kolay olmuş bu haliyle. Konsolosluk kapısına istedikleri evrakları ve hangi sırayla istediklerini yazmışlar. Bu arada tüm evrakların fotokopileri ve asılları AYRI AYRI sıraya konulmalı. Sizden, önce, tüm fotokopileri alıyorlar, eğer gerek duyarlarsa da orijinalini istiyorlar. Gelelim evraklara;

1- Form (Aslı): Rahatlıkla internetten indirip güzelce doldurup götüreceğiniz bir form. Üzerinde mutlaka 2 adet biyometrik fotoğraf olmalı.

2- Okul Kabul Belgeleri: Okuldan size kabul edildiğinize dair bir mektup gönderecekler. Siz ne olur ne olmaz ıslak imzalı nüsha isteyin. Kargoyla 3 günde geliyor. Mektupta tüm detaylar açıkça yazıyor olsun (ne okuyacaksın, haftada kaç saat ders var, master tarihleri, burs varsa miktarı, burs neleri kapsıyor vs. her türlü detay yazılmalı.)

3- Hibe Yazısı
4- Okul Ödeme Dekontu
5- Öğrenci Belgesi / Diploma

6- Konaklama Belgesi: Ben booking.com'dan daha sonra ücretsiz iptal edilebilen bir konaklama gösterdim. Varsa kontrat vs. de gösterilebilir.

7- Seyahat Sigortası: TÜM kalış süresini kapsamalı ve sadece 1 sigorta kabul ediyorlar unutmayın. 1 yıl kalacaksanız dikkat edin 1 yılda 3 ay geçerli gibi bir sigorta yapmasınlar size. Kesinlikle önemli bir konu. Hem konsolosluk için hem de sizin buradaki kalış süreniz için.

8- Sabıka Kaydı: Uyuz belgelerden biri. Önce Adalet Sarayı'ndan sabıka kaydımızı alıyoruz. Sonra bunu La Haye Apostili yaptırıyoruz. Tamamen ücretsiz bir işlem. Apostilli sabıka kaydımızı bir tercüme bürosunda İngilizce ya da İspanyolca'ya çevirtip (İngilizce daha ucuz) Noterden onaylatıyoruz. Çeviri için ben 30TL gibi bir ücret verdim. Noter ise 70TL'ye onayladı çeviriyi. Noterden onaylattığımız çevirimizi alıp Valilik'e gidiyoruz ve burada bu sefer çevirimize Apostil mühürü vuruluyor. Çok uzun ve uyuz bir işlem gibi gelebilir ama inanın birkaç saatlik bir iş.

9- Doktor Raporu: Bence en uyuzu bu. Daha önceki gidişimde Sağlık Ocağı'ndan almıştım raporu ancak bu sefer zamanım çok dar olduğu ve red riskini göze alamadığım için Devlet Hastanesi'nden aldım. Süreç çok basit; sabah erkenden gidip 200TL yatırıyorsunuz, size bir kağıt veriyorlar ve siz de tüm hastaneyi gezip doktorlara görünüyorsunuz ve genelde sistem şöyle işliyor: "Merhaba, nereye gidiyorsunuz?", "İspanya", "Aaa ne güzel, Master mı?", "Evet", "Tebrik ederim, benim de kızım/oğlum bıdıbıdıbıdıbıdıbdd Herhangi bir rahatsızlığınız var mı?", "Yok", "Tamamdır, yazalım ....Hanım, sağlam". Ve odadan çıkıyorsunuz. O gün öğlene kadar bitirirseniz işlerinizi aynı gün raporu alıyorsunuz ama önemli olan ve en başta belirtmeniz gereken şey raporda yazması beklenen ibare. Şöyle: 2005 yılı Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nde belirtilen, halkın sağlığı için tehlike arz edebilecek hastalıklardan hiçbirini taşımamaktadır.” Bu ibareyi rica edin yazsınlar rapora. Sonra hastanedeki işiniz bitiyor. Ve yine sırasıyla, çeviri, noter, Valilik'te apostil işlemlerini yeniliyorsunuz.

10- Maddi Durum Evrakları: Ne varsa yığın. Ben burslu gittiğim için makul miktarda bir para ve tapu vs. gösterip işin içinden çıktım ama birkaç kişiden yıllık okul ücreti dışında en az 7000E istediklerini duydum.

11- TC. Kimlik Fotokopisi
12- Pasaport Fotokopisi
13- Vize ücreti (266TL civarı)
14- Eski ve yeni tüm pasaportlar

Bunlar konsolosluğun kapısında asılı listede yazan belgeler. Bunların dışında benim hazırlayıp götürdüğüm belgeleri de paylaşıyorum.

13- Tam Tekmil Vukuatlı nüfus kayıt örneği,
14- İkametgah
15- Vize talep dilekçesi
16-Uçak bileti
17- Masraflarımı ailemin karşıladığına dair sponsor dilekçesi ve sponsor evrakları

Vize süreci her zaman zorludur. Çalışan memurun size yardımcı olmasını beklersiniz ama karşınızda tutumuyla sizi daha çok tedirgin eden biri vardır. Belki de bilerek yapıyorlar, belki bir taktik bilmiyorum ama mesela benimle ilgilenen memur durup dururken sinirlendi, bana hiçbir açıklama yapmadan (sanki sürecin nasıl işlediğini bilmek zorundaymışım gibi) söylenmeye başladı ve evraklarımın yarısını kontrol etmeden paramı aldı, tamam deyip evraklarımı kenara koydu.

Eve geldiğimde fark ettim ki 13,14,15,16,17 numaralı evraklarımı almamış. Tabii bende bir telaş ki sormayın. Ama ne oldu biliyor musunuz? Sadece 1 hafta sonra vizeniz hazır gelip alabilirsiniz diye mail attılar. Sadece 1 hafta!! Normalde böyle bir şey imkansız. Sanırım daha önce aynı vizeden aldığım için bende işler biraz daha kolay işledi. Diyeceğim şu ki asla telaş yapmayın. Siz ne kadar rahat olursanız işler o kadar hızlı yürüyor. Rahat olun olmasına ama evraklarınızı güzel hazırlayın, çevirilerinizi kontrol edin, her şeyin kuralına uygun olduğuna emin olun. Sonrasında vizeniz şıp diye gelecektir. Sanırım biz Türkler olarak biraz fazla telaş yapıp hep kötü yönünden bakıyoruz olaya. Aynı süreçte vize aldığım kimle konuştuysam hem aynı tepkiler ve olumsuz tabloyu gördüm. Yapmayın, etmeyin.

Umarım bu stresli sürece en kısa sürede atlatır, uçuğa bindiğiniz gibi kendinizi İspanya'nın güzel sokaklarında bir barda tapasları götürürken bulursunuz.
Bol şans!




Devamını Oku »

31 Ocak 2017 Salı

Günübirlik Zaragoza Turu


  Malumunuz SillaLibre Zaragoza'nın bağrından kopma bir blog. 2012 yılında Barcelona-Madrid yolculuğu sırasında 15 dakikalığına mola verdiğim şehre şöyle bir uzaktan bakıp "ulan ne çirkin yermiş burası ha" dedikten tam olarak 1 yıl sonra karma beni elleriyle bu minnak şehre atmıştı. 

  Zaragoza'ya taşınmam tam olarak Pilar festivaline denk geldiği için midir bilmem 1 haftada şehir bana alıştı ben de ona. Ama fark ettim ki şehir hakkında çok az şey yazmışım. Dolu dolu bir yıl geçirdiğim bu şehri 1 güne sığdırıp 10 maddede günübirlik Zaragoza turu hazırladım. Buyrun... 

 Öncelikle nerede bu şehir?


   Zaragoza, Barcelona ve Madrid'i birbirine bağlayan bir mola şehri aslında. 8 saatlik uzun otobüs yolculuğu ya da 4 saatlik hızlı tren yolculuğu Zaragoza Delicias terminalinde mola verilerek hafifletiliyor. 




  Siz de bu yolculuk sırasında durup Zaragoza'nın tadını çıkarmak isterseniz sayfayı aşağı aşağı sürükleyiverin.

No hay texto alternativo automático disponible.

1- Pilar Katedral-Basilikası'nı ziyaret ederek güne başlayın


Zaragoza'nın incisi, barok mimariyle yükselen katedral, rivayete göre, Meryem'in Ebro kenarında görünmesi ve buraya kendisinin adına bir kilise inşa edilmesini istemesiyle ortaya çıkar. Her yıl Ekim ayında kutlanan Fiestas del Pilar'ın da yine bu kiliseyi onore etmek için yapıldığını söyleme de gerek yoktur herhalde. 

Pilar'a giriş ücretsizdir. 

cintas pilar zaragoza ile ilgili görsel sonucuTavsiyem: İçerisindeki hediyelik eşya dükkanından sevdiklerinize iyi dilekler içeren bantlardan alın. Farklı farklı renklerde satılan bu bantlar Zaragoza'ya özgüdür ve insanlar bu bantların kazadan beladan koruduğuna, şans getirdiğine inanırlar, bir nevi nazar boncuğu mantığı yani. 



2- El Ebro kenarında yürüyüş yapın.


Yükselmesi ayrı dert, su seviyesinin azalması ayrı dert. Bu hınzırlığı yüzünden taşımacılık  bile yapılamıyor maalesef Ebro üzerinde. Ama taş köprüden eski Zaragoza'ya bakmak, nehrin kenarında yürüyüş yapmak ise bir o kadar huzur verici. 

zinaztli.blogspot.com.tr

3-  Plaza del Pilar'da sembolleri kovalayın. 


Plaza del Pilar şehrin salonu olarak bilinir. Her türlü etkinliğe ev sahipliği yapan meydan dünyanın en büyüklerinden birtanesi aynı zamanda. Belediye, ünlü katedral La Seo, La Lonja binası, Hispanidad Çeşmesi...
Bu meydanın yüzyıllar öncesine dayanan bir hikayesi ve sembollerle dolu mimarisi var. Bakalım siz neler görebileceksiniz.

http://www.flickr.com/photo_zoom.gne?id=158063215&size=o

4- El Tubo'da bar bar dolaşıp Tapas'ların tadına bakın.


Plaza del Pilar'dan Alfonso I caddesine doğru yürüdüğünüzde sol tarafınızda kalan sokaklar bütününe El Tubo denir. Küçük ve karmaşık sokaklar arasına sıkışmış onlarca bar El Tubo'da sizi bekliyor. Gözünüze güzel gelene girin, hoşunuza giden tapası seçin ve tadına bakın. El Tubo, şüphesiz, benim Zaragoza'daki en favori yerim. Hele bi de yerel bir tatil gününe denk geldiyseniz her yer insan dolar iyice şenlenir El Tubo.

5- El Champiiiiiiiiii


https://macaronframboise.files.wordpress.com/
Ve tabii ki en favori yerimden bahsedip en favori barımdan bahsetmeyecek değilim. Allahımm Champi sen nasıl bir yersin. Ufacık bir bar olan El Champi'nin tek spesiyali aslında adından da anlaşılacağı üzere mantar. (Bknz: hemencik yan tarafta). Yemesi zor ama tadı muazzam olan bu tapasın yanında ne iyi gider dersiniz? Tabii ki El Champi'nin el yapımı olan birası. Zaragoza'ya gidip bu ikilinin tadına bakmazsanız pişmanlığınız büyük olur söyleyeyim.
Dipnot: El Champi'yi deneyene dek mantar yemeyen biriydim. Gerçi hala sadece oraya gittiğimde yiyorum. O kadar iddialı yani. Yine de size kalmış.

Web sitesi: http://www.elchampi.es/

6- Eğer biraseverlerdenseniz Ambar ile tanışın.


Biradan bahsedip Ambar'ın adını anmadan olmaz. Tarihi 1900'lere dayanan bira markası Zaragoza'ya ait ve kalite anlamında sadece Zaragoza değil tüm İspanya'nın takdirini kazanmış, gönlünde taht kurmuş durumda. Zaten bir bara gidip bira istediğinizde kolay kolay başka marka gelmez, Ambar gelir.
Not: Gelelim birayı nasıl isteyeceğimize. Kısaca una caña por favor (küçük bardak için), una jarra por favor (büyük bardak için), un botellin por favor (şişe bira için) diyerek biranızı isteyebilirsiniz.

7- Plaza España ve Plaza Aragon arasındaki leziz durak : Calamar Bravo


File:Bocadillo de calamares bravos típico de Zaragoza.jpgEl Tubo'da kaybolmadan Plaza España'ya çıktıysanız durun bir orada. Şöyle etrafa bir göz gezdirin. Çünkü şehrin en kalabalık ve işlek yerindesiniz. Üzerinde bulunduğunuz cadde şehir boyunca ilerliyor. Biz de caddeyi takip edeceğiz birazdan ama öncesinde acıkan karnımızı orgazma ulaştıracak bir önerim var size: Calamar Bravo. Yer bulmak zor, bulsanız bile kalabalık yüzünden hızlı hızlı yemek zorundasınız ama kesinlikle değer. Zaragoza'ya gelen her yerli turist önce Pilar Katedrali'ne sonra Calamar Bravo'ya uğruyor. Siz de midenizde bir sandviçe yer açın ve mutlaka tadına bakın derim.


8- Avenida de Goya boyunca yürüdükten sonra dinlenme sırası : Parque Grande


http://blogargp.blogspot.com.tr
Yedinci maddede belirttiğim gibi karnınızı doyurduktan sonra Paseo de la Independencia üzerinden yürüyerek aslında ufak bir şehir turu yapabilirsiniz. Bu cadde sizi eski şehirden uzaklaştıracak ve Zaragoza'nın günlük yaşantısının içine bırakıverecek. Geniş ve ağaçlarla süslenmiş yol üzerinde önce üniversite kampüsünü göreceksiniz. Devam ettikçe ikinci bir üniversite kampüsü karşınıza çıkacak. Biraz daha ilerlediğinizde ise Real Zaragoza'nın stadını göreceksiniz.
Stadın hemen karşısındaki park dinlenmek için güzel bir nokta. Parkın merdivenlerini tırmanarak I. Alfonso'nun heykeline ulaştığınızda ise minik bir şehir manzarası sizi bekliyor olacak.

9- Şehrin Sanatçısı Goya'yı tanıyın


Zaragoza'da doğan Francisco de Goya'nın eserlerinin bir kısmı Madrid Prado müzesinde sergileniyor olsa da memleketi Zaragoza'da da kendinden iz bırakmayı ihmal etmemiş.

Şehir, Goya ile gurur duyuyor ki bunu zaten her yere ismini vermeleriyle de anlayabiliyoruz. Siz de resme ilgi duyuyorsanız Zaragoza'da gezerken Museo Goya'ya uğramayı ihmal etmeyin.

10- Sakin Şehrin Gecesi Hızlı Olur: Casco Viejo ve Machacado


Zaragoza'nın turistik kısmı her ne kadar minnak, xsmall, pıtırcık olsa da yansın geceler mottosu hakim buralara. Eğer gece çıkmak istiyorsanız 3 mahalle sabaha kadar eğlenme imkanı sunuyor: El Rollo, El Casco, La Zona. El Rollo biraz daha öğrencilere ve yeni yetme kardeşlerimize hitap ediyor. La Zona daha cool mekanların olduğu bir yerken El Casco ise all time favorite! Hem hemencecik şehir merkezinde olması hem de her tür müziği barındırması sebebiyle El Casco 1 günlük gezilerde sizin için en uygun mekan.

Peki burada nereye gidilir? 

Giriş her yer için ücretsiz o nedenle gezin dolaşın canınızın istediği müziği bulun derim. Ancak şiddetli tavsiye edeceğim mekanlardan biri La Cucaracha ve muazzam içkileri Machacado. Şişeyle servis edilen ve limonlu sodayla birlikte içmeniz gereken bu shotlar kolay içimli olduğu kadar tehlikeli haberiniz olsun :)
İlgili resim

Zaragoza'dan şimdilik bu kadar. Tabii ki daha değinmediğim birçok yer var Aljaferia Sarayı, Casablanca mahallesi, Puerto Venecia, Monasterio de Piedra gibi.. Onlar da size kalmış. Zaragoza'da bir gününüz daha varsa şehri daha iyi tanıyabilir, aslında hiç de o kadar sıkıcı olmadığını görebilirsiniz.

İyi geziler,
Gizem






Devamını Oku »

24 Ocak 2017 Salı

Barselona'ya Gitmek İçin 10 İyi Sebep


Merhaba!

Bu taslağı yaklaşık iki yıl önce öylece kenara koymuş olabilirim. Her seferinde "e haydii ama" deyipte bir türlü yazmaya başlayamayışımın sebebi, Barcelona'nın eşsiz güzelliğini anlatacak kadar yürek yememiş olmam olabilir.

Barcelona harflere ya da kalıplara sığmayacak bir şehir. Belki İspanya'nın başkenti değil ama kesinlikle dünyanın başkenti olmaya aday.

Biz Türkler yurtdışı seyahatlerimizi planlarken, neden bilmiyorum, ilk sıralara Barcelona'yı konuşlandırıveriyoruz hemen. Birşeyler bizi çağırıyor farkındayım ve eğer o şeyler sizin de kulağınıza fısıldıyorsa "temem ulen gidiyoruz" demeniz için 10 sebebi aşağıda sıralıyorum: 

*** Fonda bu şarkıyı da verin ki büyü tutsun: Manu Chao - Rumba de Barcelona

Neden Barcelona'ya gitmemiz gerekiyor?

1- Rengarenk, Eşsiz Mimarisinden Gözlerinizi Alamamak için...


İlk sırada Gaudi'ye selam çakmazsak merhumun kemiklerini sızlatırız, bize yakışmaz. Fikrimce bu şehirden Gaudi'yi ve tüm eserlerini çıkartırsak elimizde sıradan bir Avrupa kentinden başka bir şey kalmaz, Gaudi bu şehrin tuzu biberi, Barselona'yı bu kadar eşsiz yapan ressam dokunuşu aslında. 

Sagrada Familia, Casa Mila, Casa Battlo, Parque Güell, Palacio Güell, ve daha başkaları...

İnanılmaz bir dehanın ve hayal dünyasının ürünü olan Barcelona sokaklarında gözlerinizi iyi açıp yürüyün ve mutlaka Gaudi hakkında bir şeyler okuyup öyle gidin, göreceksiniz ruhunuz mimariye doyacak.

los edificios de gaudi en barcelona ile ilgili görsel sonucu
apetcher.wordpress.com

2- Sabah İşe Gidip Akşam Kendini Serin Sulara Atan Barcelona Ahalisinin Halini Anlamak İçin...


Malum Barcelona denize kıyısı olan bir şehir. E kimse de dememiş ki biz buraları dolduralım mangallık park bahçe yapalım (!) diye. Durum böyle olunca pırıl pırıl ve upuzun bir sahil şeridi Barcelona'lıların 12 ay boyunca hizmetinde. Hem de tümü halk plajı!!

Gündüz işine gücüne giden sevgili Barcelona'lılar akşam üstü koşuyorlar plaja. Beach Volley mi dersin, bisiklet, paten süren mi dersin.. Gece olunca da oturup arkadaşlarında bir şeyler içip eğlenebilirsin. Hatta Pakistanlı, Faslı kardeşlerimiz ellerinde siyah bir poşet, "cold beer cold beer" diye hizmeti ayağına kadar getirirler. Ancak dikkat!! Biranın satarken çaktırmadan uyuşturucu ister misin diye de sorarlar bu tür muhabbetlerden uzak durmak lazım!

https://barcelonatravelapartments.com


3- Tapas'ı, Paella'yı, Pan Tumaca'yı, Crema Catalana'yı Yerinde Tatmak İçin...


https://www.shbarcelona.com
Daha önce söylemiştim, tekrar ediyorum. Biz Türklerin dünya üzerinde aç kalmayacağı bir yer varsa o da İspanya'dır. Domates ve zeytinyağı ile bu kadar harikalar yaratılabilen başka bir dünya ülkesi daha var mıdır bilmem ama Cataluña'ya özgü yöresel lezzetlerinden biri olan Pan Tumaca (pan con tomate diye de bilinir ama sizin anlayacağınız şekli domatesli ekmek, o kadar da basit birşey yani.) ekmek diliminin üzerine domates sürülüp üzerinde zeytintağı ve tuz gezdirilerek yapılan bir yemek. Kesinlikle çok ama çok lezzetli. Bunu evde de yaparım demeyin sırrı domates ve zeytinyağında ;)

Bir diğer yenilmeden dönülmeyesice de Crema Catalana. O muhallebinin üzerine şekeri yakmıyorlar mı.. onu öyle küçük küçük güveçlerde servis etmiyorlar mı... Aman yarabbi..


crema catalana ile ilgili görsel sonucu
https://www.greenme.it
Paella Valencia, Tapas ise tüm İspanya'ya özgü yiyecekler olsa da Barcelona'da turizmin top yapması nedeniyle her yerde tadabileceğiniz lezzetlerdendir. Yemeden dönenler Atatürk Havalimanında taşlanır, linç edilir. Bilginize.

Tek sıkıntı bu kadar turistik olan bir yerde menü fiyatlarının alıp uçması, ucuza kaçtığınızda da "ay canım ben paella yedim ama hiç sevmedim o ne öyle ayol" diyebilme posibilitenizin artması. Yaradan Rabbim Euro'ya yürü ya kulum dediğinden hep bunlar yoksa Barcelona (En ünlü caddeler üzerinde yemek yemediğiniz sürece) ucuz bir şehir. Benim fakir sevgili okuyucularıma tavsiyem alternatif mahalleleri deneyin. Mesela konaklama nasıl Raval'de daha uygunsa yeme içme de şehir merkezi olan (Ciutat Vella, Eixample) yerlerin dışında kaliteli ve daha ucuza bulunabilir.

4- Barcelona Festivallerinde 24 saatin 24'ünü de Dans Edip Eğlenerek Geçirmek İçin...


Aslında yıl boyunca yapılan tüm etkinlikleri yazmak, anlatmak isterdim ama benimki de can. Tez gibi bir şey çıkardı ortaya. O nedenle en top en most en OMG olanları kısaca özet geçiyorum size.

Sant Jordi 2012
www.pensio2000.com

San Jordi... Romantizmin ve edebiyatın festivali...

Her yıl 23 Nisan günü şehrin koruyucusu San Jordi (San Jorge, isp.) kutlanan festival boyunca tüm şehir gül bahçesine ve büyük bir kitapçıya döner. Geleneğe göre erkekler sevdiklerine bir gül, kadınlar ise sevgililerine bir kitap armağan ederler. O gün kimse çalışmadığı için sokaklara dökülen binlerce insan sokaklarda kurulan tezgahlardan kitap ve gül alarak birbirlerine aşklarını ifade ederler. (Büyük ihtimalle erkek okuyucularım ikinci satırdan sonra okumayı bıraktı, biz kız kıza konuşmaya ediyoruz şuan.)

Süslü Püslü Sokak Şenliği Fiesta Mayor de Gràcia...

www.barcelonayellow.com
17. yüzyılda, tabi televizyon yok, akıllı telefon yok bu Gracia ahalisi yapacak iş bulamamış kendiliğinden bir fiesta uydurmuş. Gel zaman git zaman değişen, gelişen, diktatör rejim altında ezilen bu şenlik bugünkü halini almış ve 1997'den bu yana da tüm ülkede kabul görmüş. 15 Ağustos günü başlayıp 1 hafta 10 gün süren festival adından da anlaşıldığı üzere Barcelona'nın alternatif mahallesi olan Gracia'de kutlanıyor. Mahalleli sokakları süslüyor, hatta bunu yaparken diğer sokaktakilerle yarışıyor, sonrasında ise 1 hafta 10 gün susmayan müzik, dans, kahkaha sesleri tüm Barcelona ve İspanya'nın birçok yerinden turist akınına uğrayan mahallede birbirine karışıyor.

Hani İnsan Kuleleri Var Bildin Mi? Ayy Şimdi Düşecek Heyecanı Bu Festivalde...

Şehrin koruyucularından biri olan Mercé'den adını alan festival, eğlencenin yanı sıra akrobasi, ateş oyunları, her yaştan insanların eğlenebileceği ücretsiz aktivitelerle de farkını ortaya koyuyor. Belediye binasının önünde yapılan insan kulelerini (torres humanas) izlemek için binlerce kişi meydanı doldururken şehrin başka sokaklarında konserler, havai fişek gösterileri, kocakafaların yürüyüşü devam ediyor.


5- 21. Yüzyıldan 18. Yüzyıla, Biraz Kasarsak 15. Yüzyıla Kadar Balıklama Atlamak İçin...


Barselona'da her mahallenin bir kişiliği var. Kimisi modern, kimisi hippie, kimisi şık, kimisi salaş. El Gotic ise tam isminin layık olduğu şekilde rahatsız edici bir güzelliğe sahip. Film platolarından sıçrayıp günümüze kadar uzanan mahallenin sokakları dar ve labirent gibi karmaşık. Birkaç kez bu sokaklarda kaybolmadan Gotic'i gezdim diyemezsiniz. Meydanları, kiliseleri, katedrali... Bir şehrin hem modern hem antik olabileceğini görmek için Barcelona'ya gelmelisiniz.


6- Sokağın ve Sanatın Tadını Bir Arada Çıkarmak İçin...


Sanatın hunharca değer gördüğü bir çevrede hele ki bu kadar turistik bir ülkede sokak sanatçıları olmaz mı hiç? Metroya inersin kulaklarının pası silinir, caddeye çıkarsın yol boyunca çeşit çeşit sanat eseri/gösterisi gözlerinin önüne serilir, Bir yerde sıra bekliyorsundur sıranın hemen karşısındaki kaldırımda bir insan evladı garip nesnelerle müzik yapıyordur ve sen "Nasıl oluyor o yahu?" diye düşünürken bir bakarsın sıra bitmiş.
Malum İspanya'nın başından yıllardır gitmeyen bir ekonomik kriz söz konusu ve iş dediğin şey öyle kolay bulunmuyor. Kimisi ek iş olarak çıkıyor sokağa, kimi okul masraflarını karşılamak için yeteneğini sergiliyor. Sana bana düşen de saygıyla izleyip takdir etmek oluyor. (Yazarın burada amacı biraz içinizi cız ettirip üç beş cent birşeyler atmanızı sağlamak. Ama öyle euro falan atıp, babalık yapayım demeyin zira kur malum.)

7- Gecelere Akmak İçin...


www.apartmentbarcelona.com
Bir yılda kendi nüfusu kadar turist çeken bir ülkenin en gözde şehirlerinden biri... Gündüz eyvallah katedral kilise gezdik e akşam ne yapacağız diye sormaz mı bu turistler. Merak etmeyin, bu da düşünülmüş ve her tarz eğlenceye uygun club, disco, bar hizmete sunulmuş. Gayfriendly barlardan tutun Flamenco barlarına kadar.. İstediğiniz tür eğlenceyi seçmek size kalmış. Ama işin püf noktası şu: İspanyollar gece 2'den önce eğlenmeye çıkmaz. O nedenle çoğu club 12'ye kadar gelenlere ücretsiz giriş hatta ücretsiz içki hediye edebilir. Bomboş clubda 2 saat otururum diyorsanız değerlendirebilirsiniz. Ve tabii ki kadınlar.. kadınlarımız... Yine çoğu club erkekler için giriş ücreti alırken kadınlara ücretsiz giriş sağlar. Aklınızda bulunsun..

8- Dilini Bilmiyorum Nasıl Anlaşacağım ki Stresini Yaşamamak İçin...


İspanya'nın 85%'ini gezmiş biri olarak söylüyorum bir tek Barselona'da İspanyolca'ya ihtiyacım olmadı. Madrid böyle değil mesela. Günlük hayata karışmak için İspanyolca şart ama Barcelona'da İngilizce ile çok rahatlıkla arkadaş edinebilir, işlerinizi halledebilirsiniz. Bunda yüksek sayıda expat ve göçmen barındırmasının payı çok büyük tabiki.

9- Ay Bunu Barcelona'dan Aldım Şekerim Derken Dertli Dertli Kredi Kartı Ekstresini Düşünmemek İçin...


İNDİRİİİMMMMM VAR ABLAM GEL!!

Heh şimdi o gözler kocaman kocaman açıldıysa bu söylediklerimi iyi dinleyin.

Şimdi İspanya'da iki büyük indirim sezonu var. Tatiliniz bu dönemlere denk geliyorsa mutlaka en yakın mağazalara uğrayın.. 1 Euro'ya Stradivarius tshirtler 19 Euro'ya Bershka kabanlar gördü bu gözler.
Barselona için indirim dönemleri: 7 Ocak - 6 Mart ve 1 Temmuz - 31 Ağustos


10- Google Görsellerde Arattığınız Manzarayı Yerinde İzlemek İçin...


Tibidabo'ya çıkarsın, MNAC müzesinin önünde oturursun, Turó de la Rovira'dan gün batışını ve ışıkların şehri aydınlatışını izlersin. Ve sonra Barcelona'ya gelmekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlamış olursun. (Bununla ilgili görsel paylaşmıyorum. Dünyanın en iyi makinasıyla çekilen fotoğraflar bile gerçeğinin yanında mandalla çekilmiş gibi gelir..)


Şimdi ilk iş ucuz yollu bir bilet ayarlayıp kendinizi bu güzel şehrin kollarına bırakmanız.
En güzel yanı ise şehrin ılıman havasının yılın her günü turistlere geçtiği büyük kıyak.

Sevgiyle,
Hasta la proxima!
Gizem.




Devamını Oku »