ispanya vizesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ispanya vizesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2018 Çarşamba

İspanyolca'yı İspanyol Youtuberlarla Öğrenin

Herkese selam, 

Malum her gün daha fazla Youtube'a bağımlı yaşıyoruz. Televizyonda yayınlanan programları bile artık Youtube'dan takip etmeye başladık. Dün ev arkadaşımla sevdiğimiz bir İspanyol Youtuberın videolarını izlerken neden bunu blogta paylaşmıyorum diye düşündüm ve sizin için aşağıdaki listeyi hazırladım. 

İspanyol mizahı bizim espri anlayışımıza çok yakın, bu nedenle listedeki videoların sizin de benim kadar hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Yeni İspanyolca öğrenenler için bazı konuşmalar oldukça hızlı ya da argo nedeniyle anlaşılmaz gelebilir. Moralinizi bozmayın! Aksine üzerine gidin, söylediğini anlayana kadar tekrar tekrar dinleyin, ne söylediğini internetten araştırmaya çalışın. Youtube'da konuşulan İspanyolca'nın gerçek İspanyolca olduğunu, sokağa çıktığınızda bu İspanyolca'yla karşılaşacağınızı unutmayın. 

Gelelim listemize; 

1- Consultorio de Berto

Son zamanlarda favorim bu videolar. Berto Romero, Katalan bir aktör/yönetmen. Filmlerini her zaman çok sevmişimdir. Şimdilerde Andreu Buenafuente'nin Late Motiv programında da yer alıyor. Kendisine Whatsapp üzerinden yöneltilen sorulara kendi tarzında cevap veriyor. Aşağıda en çok güldüğüm bölümü sizinle paylaşıyorum. (Bu arada espriler aşırı derecede cinsellik içerir, benden uyarması)



2- El Club de la Comedia 

Aslında bir stand-up show'u olan program Youtube üzerinden de takip edilebilir. Farklı komedyenlerin yer aldığı programlar içinden size en eğlenceli gelen kişinin videolarını takip edebilirsiniz. Ben sizinle favorilerimden biri olan Goyo Jimenez'in "İspanyollar Ay'a ilk ayak basan millet olsaydı durum nasıl olurdu?" konulu stand-up'ını paylaşıyorum. :)



3- Fortfast WTF

Bu youtuber sokakta insanlarla röportaj yapıyor. Genelde parti öncesi "botellón" sırasında gençlerle yaptığı röportajlar en komikleri. Ama benim favorim İspanyollara İngilizce sorular sorduğu video. Aşağıda paylaşıyorum. (Genelde konuşmalar altyazılı oluyor. Rahatlıkla anlayabilirsiniz.)




4- Polifacetico

İspanyolların kelime ya da şarkı uydurmaları meşhurdur. Çok hoş bir hayal güçleri var bu konuda. Sağolsun İspanyolca da lastik gibi çektiğiniz yere geldiği için ortaya çok komik malzemeler çıkıyor. Bu  Endülüs'lü Youtuber da arkadaşlarıyla ünlü şarkıların parodilerini yapıyor. Son zamanlar da en son güldüğüm parodisini aşağıda paylaşıyorum. (Şarkının orjinali Becky G'ye ait Mayores şarkısı)





5- AuronPlay 

İspanya'nın en başarılı Youtuber'larından biri. Her konuda videoları var ve yaklaşık 7 milyon insan tarafından takip ediliyor. Konuşma tarzı biraz hızlı olsa da anlaşılır. Canınız sıkıldıkça videolarını izleyip pratik yapabilirsiniz.



6- Hola Soy German

Sanırım en eskilerden ve en çok takipçisi olanlardan biri. 33 milyon!!!! Aynen öyle 33 milyon takipçisi var bu arkadaşın. Her konu hakkında konuşuyor neredeyse ve şimdiden söyleyeyim çok ama çoookkk hızlı konuşuyor.

 

7- Jorge Cremades

Günlük durumları ti'ye alan Youtuber o kadar ünlü oldu ki İspanya'da dizilerde bile boy göstermeye başladı. Tarzını anlamanız için aşağıda bir videosunu paylaşıyorum.




8- Elvisayomastercard

Kendisi tam bir piremses :D Yeni keşfettiğim bu arkadaşı bakalım siz beğenecek misiniz?



9- Antón Lofer

350 bin takipçisi olan genç youtuber hemen hemen her konuda videolar çekiyor. Hoşunuza giden başlığı tıklayıp videoyu izleyebilirsiniz.




10- Los Morancos

Bu Youtuber genelde politik konuları parodilerle anlatıyor. Aşağıda paylaştığım ise en son seçimlerden sonra hükümet kurulamayıp seçimlerin tekrar edilmesini Shakira'nın Bicicleta şarkısıyla anlattığı parodisi.



Bunların dışında sizin de Youtube'da gezinip kendi zevkinize göre araştırmalar yapmanızı tavsiye ederim. Ben gördüğünüz üzere daha çok mizah videolarıyla ilgileniyorum ama belki siz oyun, makyaj, mutfak, el işi, seyahat gibi temalarla ilgileniyorsanız bu tarz konuları işleyen youtuberları izleyebilirsiniz.

BONUS 1 : AQUI NO HAY QUIEN VIVA 

Favori dizilerimden birisi. İspanya'da oldukça ünlü. Hatta aynı oyuncular şimdi "La que se avecina" diye başka bir dizi çekiyorlar.
Bu dizinin tüm bölümlerini Youtube'dan izleyebilirsiniz.



Hepinize iyi seyirler,
Sevgilerimle,
Gizem
Devamını Oku »

20 Ocak 2018 Cumartesi

Jaén Üniversitesi'nde Master Bursu Fırsatını Kaçırmayın!





Hola! 

  Yine mükemmel bir haberle karşınızdayım.

  Takip edenlerin bildiği üzere şu an Jaén şehrinde burslu olarak master yapmaktayım. İspanya'ya dönüş kararımın ardından tamamen tesadüf üzerine bulduğum bu şehir ve üniversitenin sunduğu fırsatlardan sizlerin de yararlanmasını çoookkk ama ççoookk isterim. Çünkü Türkler olarak bu tür fırsatları her zaman yakalayamayabiliyoruz.

  Jaén, İspanya'nın Andalucía bölgesinde yüz bin civarında nüfusu bulunan, ana geçim kaynağı zeytin ve zeytincilik olan ufacık minicik bir şehir. Şehirle ilgili bilgilere yazının sonunda tekrar değineceğim. Şimdi asıl konuya gelelim;

  Jaén Üniversitesi her yıl (bu yıl sayı biraz az olacak ekonomik sebeplerden dolayı) Programa de Talento (Yetenek Programı) adında bir burs veriyor. Burs, Grado (Lisans) ve Master yapacak öğrencilere veriliyor ve eğitim ücretiyle kalış süresince sigortanızı karşılıyor. Bunun yanında bir de size Grado için yıllık 2000 Euro Master için ise 3000 Euro harçlık ödüyor. 

  Burs sizin istediğiniz alanda değil, üniversitenin belirlediği alanlarda veriliyor. Bu nedenle yapmanız gereken yayınlanan alanların arasından sizin ilginizi çeken bir tanesini seçmek ve başvurunuzu yapmak. Buradan Master için, buradan da Lisans için yayınlanan sayfaya ulaşabilirsiniz. 

  Peki bu bursa nasıl başvuruyoruz? Başvurmak için ne tür kriterleri karşılamak gerekiyor?

  Önce kriterlerden başlayalım. Arkadaşlar, burstan faydalanmak için en öncelikli şart İspanyolca biliyor olmak. Başvuru esnasında İspanyolca bildiğinizi ve tüm derslerin İspanyolca işleneceğini kabul ettiğiniz bir kutucuk işaretlemenizi istiyorlar. Bir sonraki şart ise 10 üzerinden 7 gibi bir ortalamayla mezun olmuş olmak. Şunu da unutmayın ki 30 kişilik burs için 500-600 civarında insan başvuruyor. Notunuz ne kadar yüksekse o kadar çok şansınız var demektir. 

  Başvuru için 30 Nisan 2018 tarihine kadar süreniz var. Bu süre içerisinde yukarıda paylaştığım sayfadan online başvuru yapmalısınız. Başvuru sırasında sizden istenen belgeler; 

- Pasaport kopyası
- Diploma kopyası
- Transkript kopyası

  Bu belgeleri online sistem üzerinden bilgilerinizi doldurup seçmek istediğiniz alanları belirttikten sonra sisteme yüklüyorsunuz. İlk cevap Haziran gibi geliyor. İlk yayınlanan listede isminiz varsa ikinci listeyi bekliyorsunuz. İkinci liste de bir iki hafta içinde yayınlanıyor ve bursu kazandıysanız üniversite sizinle iletişime geçip farklı belgeler istiyor. 

  Master dersleri Ekim'de başlıyor. Tabii ki öncesinde vize başvurunuzu yapmanız gerekmekte. Okul size vize için gerekli belgeleri yolluyor. Vizeniz çıktıktan sonra gelip derslerinize başlıyorsunuz. 
Talent Program öğrencilerine verilen hoş geldin yemeği sonrası Rektör ile fotoğraf (2017) 

  Bir örnek olarak benim başımdan geçenleri anlatayım size. Başvurumu yapıp listede ismimi gördükten sonra okul benimle iletişime geçip bir sonraki aşamada neler yapılması gerektiğini anlattı. İlk olarak bursu kabul ettiğime dair bir mektup istediler. İmzalayıp, taratıp gönderdim. Ardından Junta de Andalucía üzerinden kayıt yaptırmamı istediler. Oldukça kolay ancak farklı belgeleri toplamanız gereken bir işlem. Mezun olduğum okuldan imzalı bir kağıt almam gerekti örneğin. Bu işlemi de yapıp derslerimi seçtikten sonra okula kayıt yaptırmış oldum. Bu sırada üniversiteden vize için gerekli belgeleri (davetiye mektubu - ne kadar burs alacağım, ne bölüm okuyacağım, ne zaman başlayıp ne zaman bitecek vs. yazmalı- ve kalış süresini kapsayan sigorta) istedim. Ve böylelikle vize başvurumu yapıp beklemeye başladım. 

  Benim yaptığım master "Investigación en Artes, Música y Educación Estética" adı altında geçiyor ve sanatın bir araştırma ve eğitim yöntemi olarak kullanılmasını inceliyor. İlk geldiğimde nereye düştüm ben oldum ancak aldığım eğitimden oldukça memnunum. Bu bölümde sınav yok mesela. Sınav yerine yaptığımız sanat eserleri ya da yazdığımız makale, deneme vs. ile değerlendiriliyoruz. Üniversitede işler biraz dağınık, bunu söylemeden geçemeyeceğim. Sanırım her üniversitede var bu kadar organizasyon bozukluğu. O nedenle çok sorun yaşamıyorum. 

  Gelince Uluslararası Ofis'e uğrayıp kendimi tanıttım. Ofis burada oturum almam için gerekli belgeyi verip neler yapmam gerektiğini anlattı. Cidden çok tatlı insanlar ve sizi oldukça iyi tanıyorlar. Beni görür görmez ismimi söyledi çalışan memur. İsmimi nasıl biliyorsun diye sorduğumda aylardır sizin evraklarınızla uğraşıyorum, artık hepinizin adını ezberledim dedi :) Ardından okulun içindeki bankaya gidip hesap açtırdım ve derslerime devam etmeye başladım. Bursun 70%'i ilk dönem (Kasım-Aralık olmak üzere 2 seferde) kalan kısmı ise Şubat'tan sonra yatırılıyor. Sebebi ise Şubat'ta sınavların ardından okula devam edip etmediğinizi görmek istiyorlar. 

  İşte bu kadar kolay. Size bu yazıyı bir Cumartesi günü dersten yazıyorum. Evet, en kötü yanı bu. Master dersleri genelde hafta içi 4'ten sonra ve Cumartesi günü yapılıyor. Örneğin, benim derslerim Perşembe Cuma günleri 16.00-21.00 ve Cumartesi günü 09.00-21.00 arası. Güzel yanı ise Nisan'da dersler bitiyor ve ardından Temmuz ya da Ekim sonuna kadar bitirme tezini hazırlamak için vaktin oluyor. 

  Bu yıl Program'dan yararlanan iki Türk'üz. Diğer Türk ülkelerden gelen birkaç arkadaş daha var. Bizim dışımızdaki bursiyerler genelde Latin ülkelerden geliyorlar. Umarım bu blog sayesinde önümüzdeki yıl okuldaki Türk bursiyer sayısı katlanır. 

Biraz da şehirden bahsedeyim;

  Jaén'in bilmeniz gereken en önemli özelliği: burada yalnızca üniversite öğrencileri ve emekliler var. :D Bunun yanında, küçük olmasının sunduğu bir diğer özellik de aşırı ucuz olması. Oda kiralamak 125-160 Euro civarında. Faturalar ise ayda ortalama 15-30 Euro civarında tutuyor. Büyük şehirlerle karşılaştırıldığında oldukça ucuz. Şehir İstanbul'un bir ilçesi büyüklüğünde. O nedenle toplu taşıma neredeyse hiç kullanmıyorsunuz. 
jaen ile ilgili görsel sonucu

  Etkinlik adına çok çılgın şeyler beklemeyin, Madrid ya da Barcelona gibi milyonlarca seçenek sunmuyor ama sıkılmıyorsunuz da. Akşamları genelde tapas yemeğe ya da etraftaki pub'lara gidiliyor. Ayrıca dans etmeyi seviyorsanız etraftaki birçok barda salsa-bachata derslerine kaydolabilirsiniz. 

  Jaén'in tek sevmediğim yönü diğer şehirlerle olan bağlantısı. Şehrin ulaşım ağı kötü bu nedenle neredeyse tüm şehirlere Madrid üzerinden gitmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da zaman ve para kaybı demek. Onun haricinde yaşanabilir, huzurlu, sessiz sakin bir yer. Hatta öyle ki bir süre sonra şehirdeki tüm yüzler size tanıdık gelmeye başlıyor. 

  İşte bu şekilde. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak sizin de başvurmanızı tavsiye ederim. Aklınızda kalan soru işaretleri olursa gizemkutukcu@gmail.com adresine mail atarak ya bu yazının altına mesajınızı yazarak bana sorabilirsiniz. 

Şansını denemek isteyen herkese başarılar!

Sevgilerimle,
Gizem KUTUKCU


Devamını Oku »

12 Aralık 2017 Salı

İspanyolca Seviyenizi Bir Üst Sıraya Taşıyacak İpucu Kullanımlar


Yanaşın bakayım böyle. Hiçbir kursta anlatılmayanları anlatacağım bu yazıda.

Belki aylardır ya da yıllardır İspanyolca öğreniyorsunuz ama o istediğiniz seviyeye ulaşamadınız. Ya da istediğiniz kadar C1 belgesi almış olun, günlük hayatta hala bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyorsunuz.
Bunun sebebi her öğrenciye dayatılan, sokak dilinden ve güncellikten uzak, İspanyolca ders içeriği. Belki subjuntivo’yu sular seller gibi ezberlemiş olabilirsiniz. Pluscuamperfecto de subjuntivo duyduğunuzda çat diye ne demek istediğini anlayabilirsiniz. Fakat size birazdan bahsedeceğim kelimeleri kullanmıyorsanız üzgünüm ama sokakta çok zorluk çekersiniz. Çünkü barda bir şeyler içmek için buluştuğunuz arkadaşınız- İspanyol kraliyet ailesinden değilse- size kursta öğrendiğiniz üst dilden öte bahsedeceğim kelimelerle konuşacaktır.

Hadi başlayalım…

1- ¡Qué……!

Binlerce duygunun tercümanı sihirli kelime qué, birçok ifade için işinize yarayacak. 
Bol bol tüketin J
                             

Örnekler:           

¡Qué asco!


que asco por dios ile ilgili görsel sonucu
kaynak: memegenerator.es

Asco kadar kullanışlı bir kelime var mıdır acaba? Sizi iğrendiren her nesne, insan, olay vs. için rahatlıkla kullanın. Hatta bir de sonuna ¡Por Dios! eklendi mi tadından yenmez. (Fiil hali dar asco’dur. Ör: Tú y tu amigo me dais asco)
¡Qué vergüenza!
Bu ifadeyi hem kendiniz bir şeylerden utandığınızda hem de size başka bir şeyin utanç verdiği durumlarda kullanabilirsiniz. Özellikle politikadan bahsederken insanların dert yandığını çok görürsünüz. Haberleri izlerken birinden mutlaka şu yorum gelir: ¡Qué vergüenza de pais por favor!
¡Qué triste! /¡Qué bonito / ¡Qué divertido! /¡Qué alegria!
Her türlü sıfatla o anki duygularınızı ifade edebilirsiniz.
¡Qué lío!
Başınız dertte mi? Bir sürü sınav var ve siz daha çalışmaya başlamadınız mı? Yetiştirmeniz gereken işler var ve siz trafikte takılıp kaldınız mı? Partnerinizi aldatıyorsunuz ve o da bunun farkına mı vardı? Alın size tüm sorunlarınızı 6 harfle anlatmanın yolu… ¡Qué lío! Fiil olarak da günlük dilde “liarla” kullanılabilir. Ör: Como no estudió, la lió y suspendió.
¡Qué barbaridad!
Karşınızda sizi şoke eden, kızdıran, sinirlerinizi tavana kaldıran bir olay varsa bu ifade cuk diye oturuyor.
¡Qué hijo de puta!/¡Qué cabron!
Durun öyle hemen yanlış anlamayın. Hijo de puta ve cabron her ne kadar küfür olsa da kullanıldığı yere göre pozitif bir anlam taşıyabilir.
Bildiğiniz üzere İspanyol toplumunda küfürün yeri bizdeki gibi değil. Argo ve küfür sıklıkla kullanılıyor. Hatta o kadar ki size şaka yapan sizi güldüren birine ¡Qué hijo de puta!/¡Qué cabron! demeniz o kişi tarafından kötü algılanmaz.
Ama tartışma anında söylüyorsanız o zaman tabii ki küfür anlamı taşır.
Dikkatli kullanmakta ve sadece güven duyduğunuz insanlar arasında kullanmakta fayda var.
¡Qué guay!
Alın size dünya tatlısı bir kelime daha: guay. Hem telaffuzu, hem kullanış sıklığı bakımından favorileri kelimelerimden biri.  Sevindiğiniz, şaşırdığınız, hoşunuza giden her durumda guay deyip durumu geçiştirebilirsiniz. Guay aynı zamanda birini onaylamak anlamında vale yerine de kullanılabilir. Ya da muy bien yerine yalnızca muy guay da diyebilirsiniz.

 2- ¿En serio? / ¡No puede ser! /¿De veras? /¡No me digas! /¿Pero qué dices?/ ¡No jodas!


no jodas ile ilgili görsel sonucu
kaynak: memegenerator.es
Yabancı bir dilde konuşurken en çok zorluk çektiğimiz şey şaşkınlık ya da yaşadığımız şoku belirtmek olabilir. Aynı zamanda- benim fikrimce- ne zaman şaşkınlığınızı, acınızı, öfkenizi bir saniye bile düşünmeden o dilde ifade edebiliyorsunuz işte o zaman bu dili öğrenmiş sayılırsınız. Çünkü artık beyniniz ana dilden hedef dile çeviri yapmayı bırakmıştır ve artık o dilde düşünmeye (yaşamaya) başlarsınız.
Yukarıdaki ifadelerin tamamı sizi hayrete düşüren, şaşırtan bir haber aldığınızda verebileceğiniz tepkilerin birkaç tanesi. Resmiyet seviyesini de ¿En serio? en formal ¡No jodas! en informal olarak düşünebilirsiniz.


3- Mierda


Böylesi vulgar bir kelimenin bu kadar mı geniş yelpazede kullanımı olabilir?
Belki tüm kullanımlarını burada yazamayacağım ama birkaç başlık altında nerelerde kullanılıyor bakalım:

Birini baştan savma
Vete a la mierda /¡Que se vaya a la mierda!
Görülmeyen şeylerin tasviri
No se ve ni una mierda
Anlamlandırılamayan objeler
¿Qué mierda es esto? /¿Para qué mierda sirve?
Bir şeyleri unuttuğumuzda
Hostia… mierda.. Se me ha olvidado el móvil en casa
Dağınıklık/ kendini kötü hissetme
Estoy hecho una mierda.
Aşağılama
Es una ciudad de mierda / Tienes un carácter de mierda
Yapmayı kabul etmediğiniz şeyler
- Me dejas dinero?
– Una mierda

Ve daha onlarcası… Hepsini yazmaya kalksam sayfalar sürer. Ama bence siz ana fikri kaptınız. Ağzınız dolu dolu haykırın, çekinmeyin J

4- Flipar

İlgili resim
kaynak:memegenerator.es

Flipar kelimesi RAE’de “uyuşturucu kullanmak, uyuşturucu etkisi altında olmak” şeklinde açıklansa da günlük hayatta “bir şeyin ya da bir kişinin başka bir kişi üzerinde büyük etki bırakması, şaşırtması” anlamına gelir.
Oldukça kullanışlı ve sıklıkla kullanılan bu kelimeyi nedense ne kendi okuduğum ne de öğrencilerime okuttuğum gramer kitaplarında gördüm.  Birkaç örnekle hangi durumlarda kullanıldığını açıklayayım;

Kelimenin farklı kullanım şekilleri: estar flipado/flipada, un flipe, flipar en colores, flipante…

-Flipo con la música rock’n roll.  
- Me he comprado un coche que flipas
- Me flipa la comida mexicana
- Las fiestas en España son un flipe total
-  Compré un juguete para mi hija y flipó en colores.
- ¿Te has enterado de las noticias? – Sí, ¡flipante!

5-  Tío, tía / nene, nena

Biz nasıl aramızda arkadaşlarımıza kanka diye sesleniyorsak İspanya’da da gençlerin kendi aralarında birbirine tío, tía  ya da nene, nena diye seslenme alışkanlığı var.
Seslenmenin yanında konuşma arasında da kullanıldığına şahit olabilirsiniz.

6- Mola/Mola mazo

Gustar fiili A1 seviyesinde bile öğretilen çok kullanışlı bir fiildir bildiğiniz gibi. Hoşumuza giden bir şeyi ifade etmek için kullandığımız benzer bir kelime de “mola”. Örnek kullanımları;

-          El Español mola mucho.
-          Tu idea me mola
-          ¿Qué te parece mi coche? – Mola

“Mola mazo” ise çok aşırı hoşa gitmek anlamına gelir. Genelde Madrid ve çevresinde daha yaygın olarak kullanılsa da tüm İspanya’yada bilinen bir ifadedir.

7- Tranqui

Tranquilo/tranquila’dan gelir ve “sakin ol”, “relax” anlamında kullanılır.

8- Pavo, pasta, plata, duro

Tüm bu saydığım kelimelerin para anlamına geldiğine inanabiliyor musunuz? Mesela;

-          ¿Cuánto te ha costado esa camiseta?           - 8 pavos
-          Este tio gana mucha pasta
-          No tengo ni un duro

9-  ¡Vaya tela!


vaya tela memegenerator ile ilgili görsel sonucu
kaynak:memegenerator.es
İspanya’ya ilk geldiğimde anlamını kavramakta ve kullanmaya başlamakta en zorlandığım ifade “tela” olmuştu şüphesiz. Ama kullanıldığı durumları görüp işin içine daldıkça sıklıkla kullanır oldum.

Türkçe’ye direkt çevirisi yapılamayacak, çok kullanışlı bir ifade bu. Kullanım yerlerini şöyle açıklayabilirim: karşınızdaki kişinin anlattıkları sizi şok ediyorsa ya da yaşadığınız bir durum karşısında şok olduysanız, içinde bulunduğunuz durum karmaşıksa ve açıklamakta zorlanıyorsanız bu ifadeyi kullanabilirsiniz. Örneğin:



-          ¡Que fuerte! Los jefes están discutiendo    -¡Vaya tela!
-      ¡Vaya tela! Me ofrecieron un trabajo en Londres
-          Laura está embarazada de su ex                 -¡Vaya tela! Pobre mujer

10-Está a tomar por culo/ Está en el quinto pino

Bu da ders kitaplarında öğrenemeyeceğiniz bir ölçü birimi J

Bir yerin çok uzakta olduğunu ifade ederken iki cümleyi de kullanabilirsiniz. Tabii ki ikincisi biraz daha terbiyeli. J

Hatta bu kadar örneğini vermişken “Está en el quinto pino” cümlesinin nereden geldiğini de anlatayım size.

Söylentiye göre 18. yüzyıl Felipe V kralken Madrid’in şimdi Paseo del Prado caddesinden itibaren belirli uzaklıklarla kocaman 5 tane çam ağacı dikilmiş. İnsanlar da bu çamları genelde buluşma yeri olarak belirlemişler ve genelde 1., 2. ya da 3. çam ağacında buluşurlarmış. Ağaçların arasında öyle aralıklar varmış ki 5. çam ağacının bulunduğu yer neredeyse şehrin dışı sayılırmış ve oraya kimse kolay kolay gitmezmiş. Bu nedenle gel zaman git zaman 5. çam ağacının bulunduğu yer aşıkların buluşma noktası olmuş

Ve böylelikle günümüze kadar kullanılagelmiş.

11-Hacer caso

“Birini dinlemek, dediğini yapmak, ona hak vermek” anlamında kullanılan bu fiilin ne kadar yaygın olduğunu biliyor musunuz? Şu şekilde kullanabiliriz;

  • Se lo dije pero no me hizo caso. (Ona söyledim ama beni dinlemedi.)
  • Tú hazme caso, tarde o temprano lo vas a conseguir. (Sen beni dinle, er ya da geç başaracaksın)
  • Este niño no me hace caso (Bu çocuk hiç benim sözümü dinlemiyor)


12- ¡Venga ya¡ /¡Anda ya!

Hani Türkçe’de “hadi canım”, “yok daha neler” deriz ya işte tam o boşluğu dolduracak iki adet ifade. Hatta biraz daha ileri gidersek “atıyorsun”, “saçmalama”, “sallama” gibi bile kullanılabilir. 

Venga için ayrı bir başlık daha açmak lazım. Çünkü her yaraya merhem olan bir kelimedir kendisi. Kullanımları başlıca:

Birine emir verirken
¡Venga! !A trabajar!
Birini onaylarken
¡Venga, vale! Quedamos esta tarde.
Birine moral verirken
Venga mujer, no te pongas así
Söylenenlere inanmadığımızı ifade ederken
¡Venga ya! Nos estás tomando el pelo
Birinden bir şey isterken             
Acompañame al cine. ¡Venga por favor!
Birinden acele etmesini isterken
¡Venga! Date prisa que vas a perder el bus.

13- un montón/ mogollón/ un huevo


Bu saydığım kelimelerin hepsi “çok” anlamına gelmektedir. Yani her birini “mucho” yerine kullanabiliriz. Mesela:
un huevo nos queremos ile ilgili görsel sonucu
kaynak: mrwonderful

-          Te quiero mucho : Te quiero un montón.
-          Tengo muchas cosas que hacer: Tengo mogollón de cosas que hacer.
-          Este sofa pesa mucho: Este sofa pesa un huevo.

Şunu belirtmeden geçemem. “Un huevo”yu kullanırken dikkatli olmak lazım çünkü kullanıldığı contexte göre tam aksini de ifade edebilir. Yani yukarıdaki cümlede çok anlamına geliyorken “Me importas un huevo” cümlesinde hiç anlamına gelebilir. O nedenle dikkat!

Şimdilik burada bırakalım...

Başka bir gün kaldığımız yerden devam ederiz. Çünkü bu saydıklarım buzdağının yalnızca görünen kısmı. İspanyolca her haliyle güzel ve öğrenmesi eğlenceli bir dil. Ama bana inanın günlük dil, sokak dili, deyim, deyiş ve argo tarafını da tanıdıkça tamamen aşık olacağınız bir dil.

Umarım anlattıklarım işinize yarar ve sokağa ayak uydurmanıza yardımcı olur. Asıl İspanyolca sokakta…

Eğer eklemek istedikleriniz varsa yoruma yazabilir; İspanya ya da İspanyolca konusunda yöneltmek istediğiniz sorularınız varsa gizemkutukcu@gmail.com adresine mail atabilir ya da İnstagram ve Facebook'ta @ispanyolcaseyler hesabından bana ulaşabilirsiniz.

Sevgiler,
Gizem









Devamını Oku »

25 Kasım 2017 Cumartesi

İspanya’ya Yerleşince Türklerin Değişen 10 Alışkanlığı


1-      Yemek, Yemek Ve Daha Fazla Yemek

pan con tomate ile ilgili görsel sonucu

  İspanya’nın yemek rutini bizimkinden oldukça farklı. Bu kültürde öğün sayısı 5. Evet, 5. Desayuno, Almuerzo, Comida, Merienda ve Cena…. En hafif öğün ise desayuno yani sabah kahvaltısı. Çoğu zaman bir café con leche (sütlü kahve) ya da Colacao (çikolatalı süt) eşliğinde bisküvi, tost ekmeği ya da muffin yiyerek geçirilen öğün saat 11.30 civarında almuerzo bahanesiyle tekrarlanır. Bu sefer biraz daha doyurucu şeyler yenilebilir; pan con tomate, tostada con jamón y queso vb.
  Comida yani öğle yemeğine saat 14.00’ten önce oturursanız garip bakışlar sizi izleyebilir. 14:00 -15:00 arasında öğle yemeği yenildikten sonra bu sefer 17:30-18:00 arasında bir de merienda’mız var nam-ı diğer beş çayı. Bu öğünde tapas ya da ufak bir sandviçle açlık bastırılır.
Ve geldik bizden en farklı öğün akşam yemeğine. Türkiye’de artık çay faslına geçtiğimiz saatler İspanya’da akşam yemeği saatleridir. 21.00 itibariyle başlayan süreç 23.00 hatta 24.00 saatlerine kadar sürebilir.*
*İspanya’da sobremesa dediğimiz bir olay var. Yani yemeği yiyince hemen öyle toparlayıp bulaşıkları yıkamıyoruz. O masa orada kalıyor ve saatlerce masa etrafında muhabbet ediliyor. Haliyle akşam yemeğinin 3 saat sürmesi şaşılacak bir durum olmaktan çıkıyor.

2-      Çalışma Saatleri Alışana Kadar Seni Çileden Çıkarabiliyor


Siesta büyük şehirlerde olmasa da küçük şehirlerde (özellikle güneyde) yaşamın bir parçası. Siesta derken insanların yan gelip yatmasından bahsetmiyorum. Siesta aslında, dükkanların öğle saatlerinde belirli bir süre kapatıp akşamüstü tekrar açmasından ibarettir. Bu aralıkta insanlar evlerine gider, yemeklerini yerler, işleri güçleri varsa onları tamamlarlar. E biraz kestirmek için de zaman varsa ne ala ;)
Durum böyle olunca birçok devlet dairesi, bankalar, marketler, postane, eczane, ofisler günün belli saatlerinde kapalı oluyor ya da sadece öğle saatlerine kadar hizmet veriyor. Örneğin banka ya da belediyedeki işlemlerinizi saat 13.00’e kadar tamamlamak zorunda kalabilirsiniz ya da 14.00-17.30 arasında market alışverişi yapmak üzere evden çıktığınızda eliniz boş geri dönebilirsiniz.

3-      Pazar Gününün Kutsallığı

Pazar günü bizim için en ticari gündür. Bir mekanın kapalı olmasına asla katlanamayız. Mevsim kış ve hava yağışlı ise kendimizi ilk alışveriş merkezine atarız. Haftalık market alışverişimizi bile genelde Pazar gününe saklarız.
İspanya’da klasik bir Pazar gününde tüm dükkanlar, marketler, alışveriş merkezleri kapalı olur ve insanlar genellikle aileleriyle barlarda ya da parklarda zaman geçirir. Siz de tüm düzeninizi buna göre ayarlarsınız (özellikle birkaç kez marketlerin kapalı olduğunu unutup aç kaldığınızda J).

4-      Doyasıya Küfür Etmenin İnanılmaz Rahatlığı

İspanyolca, kültür gereği argonun ve bel altı konuşmanın oldukça rahat olduğu bir dil. Sokakta, televizyonda, arkadaş arasında bolca duyabilir, siz de zamanla alışıp gönül rahatlığıyla içinizden geldiği gibi küfürlü konuşabilirsiniz. Sadece çocukların yanında dikkat!

5-      Starbucks’tan Nefret Edersin

Daha kötü kahveye daha çok para mı ödeyeceğim? Hadi ordan… İşte birçok İspanyol’un Starbucks karşısındaki tepkisi bu şekilde. Çünkü kahve bu kültürde önemli bir yere sahip ve ortalama fiyat 1.10 - 1.80 euro civarı. Bu sebeptendir ki Starbucks İspanya’da yalnızca turistik bölgelerde başarılı olmuştur. Birçok küçük şehirde ya hiç açılmamıştır ya da açılmış ancak iflas edip kapatmıştır.

6-      Saat 2’den Önce Fiesta Başlamaz

İspanya’ya gelen tüm turistlerin kanayan yarası… Akşam olmuştur, süslenip püslenip meşhur İspanya gecelerine kendinizi atmak istersiniz. Saat 24.00 civarı club club gezmeye başlarsınız ama bir bakarsınız mekanda barmenler ve siz dışında kimde yoktur. Alın size bir İspanya mozaiği. İspanya’da fiesta kültürü genellikle akşam yemeğiyle başlar. Akşam yemeğinden sonra “botellón” dediğimiz, parklarda, açık alanda (ya da arkadaşınızın evinde) alkol alımıyla devam eder. Saat 2.00 civarı gece kulübüne gidilir. Eğer bu rutini takip etmezseniz büyük ihtimalle akşam yemeğinin ardından uykunuz gelecek ve fiestadan vazgeçeceksiniz.

7-      Hayatı Akışına Bırak, Yavaşla

Her yere koşturmaya, sürekli acele etmeye, her işimizi hızlıca yapmaya öyle alışmışız ki… İspanya’ya gelince değişmesi gereken en önemli özellik bu bence. Hayatı daha sakin yaşayın, her yere 5 dakika geç kalın, adımlarınızın hızını yarıya düşürün. İnanın hiçbir şey aksamıyor. Aksine siz daha az stresli ve daha mutlu bir hayata sahip oluyorsunuz.

8-      İnsanlarla İletişim Kurmaktan Çekinme

Sıcakkanlı insanların ülkesindesiniz, unutmayın. Asansörde, markette, sokakta, barda, clubta, otobüste… İnsanlara selam vermekten, ortaya bir laf atmaktan çekinmeyin.

9-      Bu İnsanlar Neden Bağırarak Konuşuyor?


Beni ziyarete gelen arkadaşlarımla bir mekana girdiğimizde ilk tepki genellikle bu cümle olur. İnanın buna bir cevabım yok ama bir fikrim var. Bize küçüklüğümüzden beri hep utangaç olmak öğretildi. Otobüste sesini çıkarma, insanlar seni duymasın, bağrışma, sesli gülme… Burada ise tam tersine; paylaş, gül, çekinme, utanma… Bu nedenle insanlar yüksek sesle konuşuyorlar, bu bir gerçek. Kapalı alanlarda bir sürü insan bir araya gelince ise inanılmaz bir gürültü ortaya çıkıyor. İlk başlarda sizi rahatsız eden bu gürültünün ilerleyen zamanlarda sizi içine çekeceğini ve sizin de artık bağırarak konuşacağınızı göreceksiniz.

10-  Asla Bir Biraya Hayır Deme

Okul ya da iş çıkışı, bir Cumartesi günü, sokakta tesadüfi bir karşılaşma sonrası gelen “Bir bira içelim mi?” teklifi kutsaldır. Her ne kadar yorgun da olsanız tavsiyem o teklifi geri çevirmeyin.

Bu 10 alışkanlığı edinmeniz İspanya’da kalış süreniz boyunca sizi bu kültüre daha çok yakınlaştıracak ve daha güzel tecrübeler edinmenizi sağlayacak. Saydıklarım dışında İspanya’da yaşam konusunda farklı soru ve sorunlarınız varsa bana yazabilirsiniz. Sorularınızı cevaplamaktan mutluluk duyarım.

Sevgiler,

Gizem
Devamını Oku »