24 Ocak 2017 Salı

Barselona'ya Gitmek İçin 10 İyi Sebep


Merhaba!

Bu taslağı yaklaşık iki yıl önce öylece kenara koymuş olabilirim. Her seferinde "e haydii ama" deyipte bir türlü yazmaya başlayamayışımın sebebi, Barcelona'nın eşsiz güzelliğini anlatacak kadar yürek yememiş olmam olabilir.

Barcelona harflere ya da kalıplara sığmayacak bir şehir. Belki İspanya'nın başkenti değil ama kesinlikle dünyanın başkenti olmaya aday.

Biz Türkler yurtdışı seyahatlerimizi planlarken, neden bilmiyorum, ilk sıralara Barcelona'yı konuşlandırıveriyoruz hemen. Birşeyler bizi çağırıyor farkındayım ve eğer o şeyler sizin de kulağınıza fısıldıyorsa "temem ulen gidiyoruz" demeniz için 10 sebebi aşağıda sıralıyorum: 

*** Fonda bu şarkıyı da verin ki büyü tutsun: Manu Chao - Rumba de Barcelona

Neden Barcelona'ya gitmemiz gerekiyor?

1- Rengarenk, Eşsiz Mimarisinden Gözlerinizi Alamamak için...


İlk sırada Gaudi'ye selam çakmazsak merhumun kemiklerini sızlatırız, bize yakışmaz. Fikrimce bu şehirden Gaudi'yi ve tüm eserlerini çıkartırsak elimizde sıradan bir Avrupa kentinden başka bir şey kalmaz, Gaudi bu şehrin tuzu biberi, Barselona'yı bu kadar eşsiz yapan ressam dokunuşu aslında. 

Sagrada Familia, Casa Mila, Casa Battlo, Parque Güell, Palacio Güell, ve daha başkaları...

İnanılmaz bir dehanın ve hayal dünyasının ürünü olan Barcelona sokaklarında gözlerinizi iyi açıp yürüyün ve mutlaka Gaudi hakkında bir şeyler okuyup öyle gidin, göreceksiniz ruhunuz mimariye doyacak.

los edificios de gaudi en barcelona ile ilgili görsel sonucu
apetcher.wordpress.com

2- Sabah İşe Gidip Akşam Kendini Serin Sulara Atan Barcelona Ahalisinin Halini Anlamak İçin...


Malum Barcelona denize kıyısı olan bir şehir. E kimse de dememiş ki biz buraları dolduralım mangallık park bahçe yapalım (!) diye. Durum böyle olunca pırıl pırıl ve upuzun bir sahil şeridi Barcelona'lıların 12 ay boyunca hizmetinde. Hem de tümü halk plajı!!

Gündüz işine gücüne giden sevgili Barcelona'lılar akşam üstü koşuyorlar plaja. Beach Volley mi dersin, bisiklet, paten süren mi dersin.. Gece olunca da oturup arkadaşlarında bir şeyler içip eğlenebilirsin. Hatta Pakistanlı, Faslı kardeşlerimiz ellerinde siyah bir poşet, "cold beer cold beer" diye hizmeti ayağına kadar getirirler. Ancak dikkat!! Biranın satarken çaktırmadan uyuşturucu ister misin diye de sorarlar bu tür muhabbetlerden uzak durmak lazım!

https://barcelonatravelapartments.com


3- Tapas'ı, Paella'yı, Pan Tumaca'yı, Crema Catalana'yı Yerinde Tatmak İçin...


https://www.shbarcelona.com
Daha önce söylemiştim, tekrar ediyorum. Biz Türklerin dünya üzerinde aç kalmayacağı bir yer varsa o da İspanya'dır. Domates ve zeytinyağı ile bu kadar harikalar yaratılabilen başka bir dünya ülkesi daha var mıdır bilmem ama Cataluña'ya özgü yöresel lezzetlerinden biri olan Pan Tumaca (pan con tomate diye de bilinir ama sizin anlayacağınız şekli domatesli ekmek, o kadar da basit birşey yani.) ekmek diliminin üzerine domates sürülüp üzerinde zeytintağı ve tuz gezdirilerek yapılan bir yemek. Kesinlikle çok ama çok lezzetli. Bunu evde de yaparım demeyin sırrı domates ve zeytinyağında ;)

Bir diğer yenilmeden dönülmeyesice de Crema Catalana. O muhallebinin üzerine şekeri yakmıyorlar mı.. onu öyle küçük küçük güveçlerde servis etmiyorlar mı... Aman yarabbi..


crema catalana ile ilgili görsel sonucu
https://www.greenme.it
Paella Valencia, Tapas ise tüm İspanya'ya özgü yiyecekler olsa da Barcelona'da turizmin top yapması nedeniyle her yerde tadabileceğiniz lezzetlerdendir. Yemeden dönenler Atatürk Havalimanında taşlanır, linç edilir. Bilginize.

Tek sıkıntı bu kadar turistik olan bir yerde menü fiyatlarının alıp uçması, ucuza kaçtığınızda da "ay canım ben paella yedim ama hiç sevmedim o ne öyle ayol" diyebilme posibilitenizin artması. Yaradan Rabbim Euro'ya yürü ya kulum dediğinden hep bunlar yoksa Barcelona (En ünlü caddeler üzerinde yemek yemediğiniz sürece) ucuz bir şehir. Benim fakir sevgili okuyucularıma tavsiyem alternatif mahalleleri deneyin. Mesela konaklama nasıl Raval'de daha uygunsa yeme içme de şehir merkezi olan (Ciutat Vella, Eixample) yerlerin dışında kaliteli ve daha ucuza bulunabilir.

4- Barcelona Festivallerinde 24 saatin 24'ünü de Dans Edip Eğlenerek Geçirmek İçin...


Aslında yıl boyunca yapılan tüm etkinlikleri yazmak, anlatmak isterdim ama benimki de can. Tez gibi bir şey çıkardı ortaya. O nedenle en top en most en OMG olanları kısaca özet geçiyorum size.

Sant Jordi 2012
www.pensio2000.com

San Jordi... Romantizmin ve edebiyatın festivali...

Her yıl 23 Nisan günü şehrin koruyucusu San Jordi (San Jorge, isp.) kutlanan festival boyunca tüm şehir gül bahçesine ve büyük bir kitapçıya döner. Geleneğe göre erkekler sevdiklerine bir gül, kadınlar ise sevgililerine bir kitap armağan ederler. O gün kimse çalışmadığı için sokaklara dökülen binlerce insan sokaklarda kurulan tezgahlardan kitap ve gül alarak birbirlerine aşklarını ifade ederler. (Büyük ihtimalle erkek okuyucularım ikinci satırdan sonra okumayı bıraktı, biz kız kıza konuşmaya ediyoruz şuan.)

Süslü Püslü Sokak Şenliği Fiesta Mayor de Gràcia...

www.barcelonayellow.com
17. yüzyılda, tabi televizyon yok, akıllı telefon yok bu Gracia ahalisi yapacak iş bulamamış kendiliğinden bir fiesta uydurmuş. Gel zaman git zaman değişen, gelişen, diktatör rejim altında ezilen bu şenlik bugünkü halini almış ve 1997'den bu yana da tüm ülkede kabul görmüş. 15 Ağustos günü başlayıp 1 hafta 10 gün süren festival adından da anlaşıldığı üzere Barcelona'nın alternatif mahallesi olan Gracia'de kutlanıyor. Mahalleli sokakları süslüyor, hatta bunu yaparken diğer sokaktakilerle yarışıyor, sonrasında ise 1 hafta 10 gün susmayan müzik, dans, kahkaha sesleri tüm Barcelona ve İspanya'nın birçok yerinden turist akınına uğrayan mahallede birbirine karışıyor.

Hani İnsan Kuleleri Var Bildin Mi? Ayy Şimdi Düşecek Heyecanı Bu Festivalde...

Şehrin koruyucularından biri olan Mercé'den adını alan festival, eğlencenin yanı sıra akrobasi, ateş oyunları, her yaştan insanların eğlenebileceği ücretsiz aktivitelerle de farkını ortaya koyuyor. Belediye binasının önünde yapılan insan kulelerini (torres humanas) izlemek için binlerce kişi meydanı doldururken şehrin başka sokaklarında konserler, havai fişek gösterileri, kocakafaların yürüyüşü devam ediyor.


5- 21. Yüzyıldan 18. Yüzyıla, Biraz Kasarsak 15. Yüzyıla Kadar Balıklama Atlamak İçin...


Barselona'da her mahallenin bir kişiliği var. Kimisi modern, kimisi hippie, kimisi şık, kimisi salaş. El Gotic ise tam isminin layık olduğu şekilde rahatsız edici bir güzelliğe sahip. Film platolarından sıçrayıp günümüze kadar uzanan mahallenin sokakları dar ve labirent gibi karmaşık. Birkaç kez bu sokaklarda kaybolmadan Gotic'i gezdim diyemezsiniz. Meydanları, kiliseleri, katedrali... Bir şehrin hem modern hem antik olabileceğini görmek için Barcelona'ya gelmelisiniz.


6- Sokağın ve Sanatın Tadını Bir Arada Çıkarmak İçin...


Sanatın hunharca değer gördüğü bir çevrede hele ki bu kadar turistik bir ülkede sokak sanatçıları olmaz mı hiç? Metroya inersin kulaklarının pası silinir, caddeye çıkarsın yol boyunca çeşit çeşit sanat eseri/gösterisi gözlerinin önüne serilir, Bir yerde sıra bekliyorsundur sıranın hemen karşısındaki kaldırımda bir insan evladı garip nesnelerle müzik yapıyordur ve sen "Nasıl oluyor o yahu?" diye düşünürken bir bakarsın sıra bitmiş.
Malum İspanya'nın başından yıllardır gitmeyen bir ekonomik kriz söz konusu ve iş dediğin şey öyle kolay bulunmuyor. Kimisi ek iş olarak çıkıyor sokağa, kimi okul masraflarını karşılamak için yeteneğini sergiliyor. Sana bana düşen de saygıyla izleyip takdir etmek oluyor. (Yazarın burada amacı biraz içinizi cız ettirip üç beş cent birşeyler atmanızı sağlamak. Ama öyle euro falan atıp, babalık yapayım demeyin zira kur malum.)

7- Gecelere Akmak İçin...


www.apartmentbarcelona.com
Bir yılda kendi nüfusu kadar turist çeken bir ülkenin en gözde şehirlerinden biri... Gündüz eyvallah katedral kilise gezdik e akşam ne yapacağız diye sormaz mı bu turistler. Merak etmeyin, bu da düşünülmüş ve her tarz eğlenceye uygun club, disco, bar hizmete sunulmuş. Gayfriendly barlardan tutun Flamenco barlarına kadar.. İstediğiniz tür eğlenceyi seçmek size kalmış. Ama işin püf noktası şu: İspanyollar gece 2'den önce eğlenmeye çıkmaz. O nedenle çoğu club 12'ye kadar gelenlere ücretsiz giriş hatta ücretsiz içki hediye edebilir. Bomboş clubda 2 saat otururum diyorsanız değerlendirebilirsiniz. Ve tabii ki kadınlar.. kadınlarımız... Yine çoğu club erkekler için giriş ücreti alırken kadınlara ücretsiz giriş sağlar. Aklınızda bulunsun..

8- Dilini Bilmiyorum Nasıl Anlaşacağım ki Stresini Yaşamamak İçin...


İspanya'nın 85%'ini gezmiş biri olarak söylüyorum bir tek Barselona'da İspanyolca'ya ihtiyacım olmadı. Madrid böyle değil mesela. Günlük hayata karışmak için İspanyolca şart ama Barcelona'da İngilizce ile çok rahatlıkla arkadaş edinebilir, işlerinizi halledebilirsiniz. Bunda yüksek sayıda expat ve göçmen barındırmasının payı çok büyük tabiki.

9- Ay Bunu Barcelona'dan Aldım Şekerim Derken Dertli Dertli Kredi Kartı Ekstresini Düşünmemek İçin...


İNDİRİİİMMMMM VAR ABLAM GEL!!

Heh şimdi o gözler kocaman kocaman açıldıysa bu söylediklerimi iyi dinleyin.

Şimdi İspanya'da iki büyük indirim sezonu var. Tatiliniz bu dönemlere denk geliyorsa mutlaka en yakın mağazalara uğrayın.. 1 Euro'ya Stradivarius tshirtler 19 Euro'ya Bershka kabanlar gördü bu gözler.
Barselona için indirim dönemleri: 7 Ocak - 6 Mart ve 1 Temmuz - 31 Ağustos


10- Google Görsellerde Arattığınız Manzarayı Yerinde İzlemek İçin...


Tibidabo'ya çıkarsın, MNAC müzesinin önünde oturursun, Turó de la Rovira'dan gün batışını ve ışıkların şehri aydınlatışını izlersin. Ve sonra Barcelona'ya gelmekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlamış olursun. (Bununla ilgili görsel paylaşmıyorum. Dünyanın en iyi makinasıyla çekilen fotoğraflar bile gerçeğinin yanında mandalla çekilmiş gibi gelir..)


Şimdi ilk iş ucuz yollu bir bilet ayarlayıp kendinizi bu güzel şehrin kollarına bırakmanız.
En güzel yanı ise şehrin ılıman havasının yılın her günü turistlere geçtiği büyük kıyak.

Sevgiyle,
Hasta la proxima!
Gizem.




Devamını Oku »

24 Ekim 2016 Pazartesi

İspanya'da İspanyolca Eğitim Bursu

Merhaba!

Geçenlerde gelen bir mail uzun zamandır yazmak istediğim bir şeyi hatırlattı bana. 

Eminim İspanyolca öğrenen herkes İspanya'da eğitim almak/pratik yapmak ister. Ancak bildiğiniz üzere dil okullarının fiyatları çoğu zaman bu planlarımızı ertelememize neden oluyor. Hali hazırda euro bu kadar pahalıyken üstüne bir de eğitim masrafı, ulaşım, konaklama, yeme-içme büyük bir yük oluyor. 


Eğer siz de bende bu para ne gezer ama çok gitmek istiyorum diyorsanız şimdi yaklaşın buraya. 
İspanya'nın Valladolid kentinde bulunan bir eğitim kurumu her yıl dünyanın her yerinden yüzlerce insana 2 haftalık eğitim bursu veriyor. 

Burs neyi kapsıyor?

Burs 2 haftalık 520 euro değerindeki eğitim masrafını kapsıyor. Öncelikle kurumun internet sitesinden burs başvurusunda bulunuyorsunuz. Eğer kabul edilirse ki (çoğu zaman ediliyor) 85Euro olan katılım ücretini ödeyip yerinizi garantiye alıyorsunuz. 

Kurs iki hafta sürüyor ancak siz isterseniz 1 haftalık olarak da seçebiliyorsunuz (kesinlikle iki haftalık seçin derim).

Kurum istediğiniz takdirde size konaklama sağlıyor. Aile yanı yarım/tam pansiyon, üniversite lojmanı, şehir içinde mutfaklı daire ya da yarım pansiyon otel tarzı konaklamalar seçenekler dahilinde. Fiyatlar ise 450-800 euro arası değişiyor. (airbnb ya da couchsurfing de denenebilecek yollardan)

Kimler için uygun?

Burs için yaş sınırı ya da İspanyolca seviyesi gibi bir kısıtlama yok. Her yaştan insan bu bursa başvurabiliyor. 
  • İspanyolca öğrencileri 1 burs,
  • İspanyolca öğretmenlerinin öğrencilerine vermesi için 10 burs,
  • İspanyolca öğretmenlerinin kendisini geliştirmesi için 1 burs,


Başlangıç tarihi ise size kalmış. İster önümüzdeki hafta isterseniz önümüzdeki yaz başlayabilirsiniz. 

Kurumdan kabul aldığınız zaman çok tatlı insanlar sizinle iletişime geçiyor ve her konuda yardımcı oluyorlar. Vize almanıza yardımcı olacak davetiyeniz bile hemen hazırlanıyor. 

Peki kurs buna değer mi? 

Ben iki defa bu burstan yararlandım ve kesinlikle öneriyorum. Tüm evraklarınızı hazırlayıp vize alıyorsunuz ve Valladolid'e doğru yola çıkıyorsunuz. (İstenildiği takdirde sizi Madrid'den alıyorlar)
2012'de ilk kez katıldım. 

Pazartesi günü sabah kurs başlıyor. Öncelikle bir seviye belirleme sınavıyla gruplara ayrılıyorsunuz. Her sınıf 10-15 kişilik oluyor. İlk gün bir de ufak Valladolid gezisi düzenleniyor. Dersler 9.00-14.00 arası. Haftada bir gün ise (Çarşamba ya da Perşembe) ders dışarıda işleniyor. Salamanca ya da Segovia gezileri düzenleniyor. Öğrenciler 45 Euro olan bu geziye katılıp katılmamakta serbest. Eğer geziye gitmezseniz o gün tatil yapıyorsunuz. Ama eğer bu şehirleri görmediyseniz katılmanızı tavsiye ederim. 

İki hafta sonunda ise eğlenceli bir törenle sertifikalarınız veriliyor, vedalaşıyor ve ayrılıyorsunuz. 

Eğitim kadrosu uzman ve muazzam şirin insanlardan oluşuyor. Herkes yardımsever herkes seni tanımak için can atıyor. Ve gerçekten duruma hakimler, işlerini çok profesyonelce yapıyorlar.


Valladolid nasıl bir şehir?

Valladolid Madrid'den 2 saat uzaklıkta ufak, şirin bir şehir. Konuşulan İspanyolca çok akıcı ve güzel. Şarabı ünlü olan bu şehir tipik bir İspanyol şehri. Siesta dibine kadar yapılıyor (öğle vakti sokakta tek bir vatandaş olmaz, dükkanların çoğu kapalı olur.) 
Plaza Mayor

Öğrenci kenti olduğu için gece hayatı renkli ama genelde birçok bursiyer hafta sonunu Madrid'de geçiriyor.  

İnsanları eskiden aşırı sağcıymış, Valladolid ise çok faşist bilinirmiş ancak ben insanlarını çok sevdim. Sıcakkanlı ve konuşkan insanlar. 

Valladolid'in bir diğer özelliği ise güvenli bir şehir olarak bilinmesi. Hele ki krizden önce tek bir olay bile yaşanmazmış. "Bilgisayarını burada bırak git kimse dokunmaz" demişti konuştuğum insanlardan biri. 

Konaklama içinse iki gidişimde de Couchsurfing sayesinde edindiğim arkadaşlarımın evinde kaldım ve bu şekilde konaklama ödemedim. Siz de deneyebilirsiniz.

Şehir ufak olduğu için fiyatlar da ona göre; yemesi içmesi ucuz, bütçe sarsmayan tipten. 

Kısaca toparlamak gerekirse siz de benim gibi bir sebep olsun gideyim, bütçemi sarsmasın ama ihtiyacımı karşılasın diyorsanız bu burs tam size göre. Hemen buradaki linke tıklayıp başvurunuzu yapın. 

İyi gelecek, eminim.

What happens in Valladolid stays in Valladolid bunu da unutmayalım,
Gizem 



Devamını Oku »

28 Temmuz 2016 Perşembe

İspanyolca Film Önerileri

  Bundan yıllaaar önce İspanyolca öğrenmeye ilk başladığım zamanlar pratik yapmak ayağına İspanyol sinemasına balıklama dalınca ufacık minicik bir arşivim oluştu. Gereksiz saçma sapan izlediğim küçük yapımlar da oldu, imdb'den yüksek puanlar alanlar da... Şimdi ise bunları daraltıp film sayısını tam olarak 99'a indirerek minnoş bir liste hazırladım. Siz İspanyolca ile cebelleşen yurdum insanına Silla Libre'nin bir armağanı olsun efenim.(Zamanında biz de film ismi ararken çok cebelleştik azizim. E hayde buyrun ...)
 Oyuncular: İspanyol sinemasında bazı isimler var ki kamu spotu bile yapsalar Silla Libre Oscarları'na ilk sıradan isimlerini yazdırabilirler: Kuşkusuz listenin ilk ismi Luis Tosar, onu takip edenler ise şöyle; Javier CámaraPaco LeónCarmen MachiAntonio BanderasJavier BardemPenélope CruzHugo SilvaMario Casas (listeye yakışıklılığı nedeniyle şikeyle girdiğini söyleyenler var ya neyse), Inma CuestaEduardo NoriegaRaúl Arévalo,Quim GutiérrezLola DueñasClara LagoCarmen MauraRosa Maria SardàSantiago Segura. Şimdilik burada duruyorum yoksa bu liste uzayıp gidecek. 

Yönetmenler: Sırada Silla Libre'ce en iyiler; Álex de la IglesiaPedro AlmodóvarAlejandro AmenábarJosé Luis CuerdaJulio Medem ve yeni yetme bir arkadaş Daniel Guzmán


Sıra geldi filmlere... 99 film olunca 3 gruba böldüm. İspanyol Komedi Filmleri, bitirme tezi sırasında haşır neşir olduğum ağlama garantili İspanyol İç Savaşı Filmleri ve Diğerleri (aksiyon, korku, dram, romantik vb.) 
Ve başlıyoruz ...

 İspanyol Komedi Filmleri
  1. Ocho Apellidos Vascos
  2. 3 Bodas de Más
  3. Que Se Mueran Los Feos
  4. Fuga de Cerebros
  5. Fuga de Cerebros 2
  6. Primos
  7. Spanish Movie
  8. Airbag
  9. La Gran Familia Española
  10. Ocho Apellidos Catalanes
  11. Operasiones Espesiales
  12. Bypass
  13. El Mundo es Nuestro
  14. Carmina y  Amén
  15. Ahora o Nunca
  16. Pagafantas
  17. El pregón
  18. Chuecatown
  19. Promoción Fantasma
  20. En Fuera de Juego
  21. Torrente serisi
  22. Mortadelo y Filemón
  23. Los Amantes Pasajeros
  24. Mi Gran Noche
  25. Como Sobrevivir a Una Despedida
  26. Dos a la Carta
  27. Un Franco 14 Pesetas
  28. Dos Francos 40 Pesetas
  29. Perdiendo el Norte
  30. Quién mató a Bambi?
  31. Las Brujas de Zugarramurdi
  32. Fuera de Carta
  33. Embarazados
  34. La Vida Inesperada
  35. Las Ovejas No Pierden el Tren
  36. Rey Gitano
  37. Solo Para Dos
  38. Carmena o Revienta
  39. Las Aventuras de Tadeo Jones
  40. Lo Contrario Al Amor
  41. No lo Llames Amor Llamalo X
  42. De Chica En Chica
  43. Nuestros Amantes
  44. Tenemos que Hablar

İspanyol İç Savaşı Filmleri

  1.  La Lengua de las Mariposas
  2. El Laberinto del Fauno
  3. Pa Negre
  4. Ay Carmela!
  5. Las 13 Rosas
  6. La Voz Dormida
  7. Balada Triste de Trompeta

Aksiyon- Korku - Dram - Romantik vb.
  1. Celda 211
  2. Tesis
  3. El cuerpo
  4. El día de la Bestia
  5. La Comunidad
  6. Mientras Duermes
  7. La Piel Que Habito
  8. Camino
  9. Mar Adentro
  10. Diarios de Motocicleta
  11. El orfanato
  12. Los Otros
  13. Te Doy Mis Ojos
  14. Kamikaze
  15. Truman
  16. También la lluvia
  17. No Habrá Paz Para Los Malvados
  18. El Desconocido
  19. Vivir es Facil Con Los Ojos Cerrados
  20. Ismael
  21. Abre los Ojos
  22. Relatos Salvajes
  23. Azuloscurocasinegro
  24. Mujeres al Borde de Un Ataque de Nervios
  25. Los Amantes del Círculo Polar
  26. Tengo Ganas de Ti
  27. 3 Metros Sobre el Cielo
  28. El Niño
  29. Hable Con Ella
  30. Volver
  31. Todo Sobre Mi Madre
  32. La isla mínima
  33. El Lobo
  34. Os Fenómenos
  35. A Cambio De Nada
  36. Grupo 7
  37. Los Mİércoles No Existen
  38. Belle Epoque
  39. La Mula
  40. Biutiful
  41. Los Santos Inocentes
  42. La Novia
  43. Vengo
  44. Los Lunes al Sol
  45. Un Cuento Chino
  46. Felices 140
  47. Barcelona Noche de Verano
  48. El Club de Los Incomprendidos
P.s : Mejortorrent benim kullandığım site. Son zamanlarda biraz sapıtmış olsa da hala işe yarıyor. 
İyi Seyirler...
Devamını Oku »

28 Kasım 2014 Cuma

Tarih, Sanat, Madrid

Beni kendine aşık eden, her gidişimde içimi heyecanla dolduran şehir Madrid. 

Kraliyet ailesinin asaletini üstünde taşıyan bu şehrin her sokağı buram buram İspanya kokuyor. Gezmeye nereden başlanmalı? Nerede kalınmalı? Nerede, ne yiyip içmeli? Bunları cevaplamadan önceki akıl alıcı soru: Kaç günlük bir seyahat olacak? Güzel bir plan yapılırsa Madrid için 2-3 gün ayırmak yeterli olacaktır. Gündüzler tarihi yerler ve müzelere ayrılırken geceler restoran, bar ve gece eğlencelerine ayrılabilir.

Geziye başlayalım…


Madrid Barajas havaalanına geldiniz. Şehir merkezine nasıl gidiyoruz? 
Madrid metro ağı çok gelişmiş bir şehir. Bu nedenle taksiyle gidip 40-50 Euro para vermenize hiç gerek yok. Havaalanından Puerta del Sol meydanına kadar metroyla gelebilirsiniz. Havalanından Linea 8 ile BARAJAS-NUEVOS MINISTERIOS seferini yapıp oradan da bir aktarmayla Linea 10’a geçerek NUEVOS MINISTERIOS- PLAZA ESPAÑA’ya gelebilirsiniz. İster burada inip yürüyerek 15 dakikada şehir meydanına gelebilirsiniz, isterseniz de hiç metrodan çıkmadan son bir aktarma yaparak Linea 3’e geçer ve PUERTA DEL SOL (VODAFONE SOL) meydanına varabilirsiniz. Bu yolculuğun masrafı sadece 5 euro civarındadır. 

Burası İstanbul Taksim Meydanı’yla karşılaştırılır sıklıkla. Her yere yakınlığı nedeniyle gün boyunca birkaç kez uğrayacağınız bir yerdir. Konaklama yeri olarak da bu meydanın yakınlarını seçebilirsiniz. Fiyat, hotel- hostal- oda kiralama şeçenekleri nedeniyle çok değişiklik gösterse de mutlaka her bütçeye uygun konaklama bulmak mümkün. Valizler bırakılıp şehir haritası alındıysa gezimize başlayabiliriz…



Ben genelde Madrid gezilerimi Sol meydanının sağı ve solu olmak üzere ikiye ayırıyorum. Hem daha az yorucu hem de mekanların birbirine yakınlığı nedeniyle daha aktif bir gezi oluyor. Bu iki gezinin arasına bir Sangria molası ya da bir koca gün koymak sizin tercihiniz.

1. gezide şiddetle çizilmesi gereken harita: Sol Meydanı, Gran Via, Callao, Plaza España, Templo de Debod, Palacio Real, Jardines de Sabatini, Catedral de la Almudena, Calle Mayor üzerinden Mercado de San Miguel ve Plaza Mayor’dan geçerek Puerta del Sol yani Sol Meydanı’nda son buluyor.

Gran Via
Plaza España
Palacio Real
Mercado de San Miguel
Plaza Mayor

2. gezi yine Sol Meydanı’ndan Gran Via’ya çıkılmasıyla başlıyor. Bu sefer sağ tarafa dönülerek sırasıyla şu mekanlar gezilmeli: Gran Via (geri kalan kısım) Chueca, Mercado de San Anton, Banco de España, Palacio de Correos, Plaza Cibeles, Calle de Alcala üzerinden Puerta de Alcala, Parque del Retiro, Palacio de Cristal, Atocha, Museo de Reina Sofia,CaixaForum, Real Jardin Botanico, Museo Nacional del Prado, Parroquia San Jeronimo El Real, Congreso de Los Diputados ve Puerta del Sol.

Palacio de Correos ve Plaza Cibeles
Congreso de los Diputados

Bu gezi hem yürümeyi daha fazla gerektirdiğinden hem de içinde park ve müzeleri barındırdığından erken saatte ve çok rahat kıyafetlerle başlanması gerekir. Özellikle Prado müzesi saatler alan bir müzedir ve müze sevmeyen turistleri bile kendine hayran bırakacak güzelliktedir. Birçok indirim ve ücretsiz giriş imkanı sağladığından gitmişken görülmemesi büyük ayıptır, yapmayınız. :)



Özellikle bu müzenin kapısında sanatını sergileyen ressamlara bir göz atmak gerekir. Yaşlı bir amca ve eşinin el emeği göz nuru yaptıkları kitap ayraçlarından dostlarınıza hediye edebilir bu tatlı çiftle tatlı bir Türkiye, İstanbul sohbetine dalabilirsiniz.

Ya da Madrid sokaklarında bu "dilenme" kitabı sil baştan yazan amcamızı arayabilirsiniz :)



E geldik madem eğlenmiyor muyuz?

Eğer aradığınız eğlence club tarzındaysa Madrid size çok farklı seçenekler sunabilir ama şehrin en ünlü club’ı şüphesiz her katında farklı müzik tarzı sunan 7 katlı Teatro Kapital. Yazın en üst katında terasın tadını da çıkarabileceğiniz mekan Madrid’de gençlerin ve turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biri.



Ne yenir? Ne içilir?

Madrid’deyseniz sabah kahvaltısını Churros con Chocolate ile yapmak şart bir kere. Bir fincan sıcak çikolata ve yanında birkaç churros ve bir iki dilim porras ile 2-3 euro karşılığında midenize ziyafet çektirebilirsiniz.



Yine İspanya’ya gelmişken 100Montaditos’a uğramadan gidilmez tanesi 1-2 euro arasında değişen leziz Montaditos ile akşam yemeğini veya öğle yemeğini geçiştirebilirsiniz. Hele bir de promosyon günlerine denk gelip de fiyatlar yarıya indiğinde tadından yenmez.


Madrid bu kadar mı? Tabiki de değil. Meraklısı için Madrid'in çevresinde de gezip görülecek birçok mekan var. Biraz bütçeyi biraz da kalacak gün sayısını artırırsanız mutlaka gidin görün derim. Belki o kısmını da bir başka yazı da anlatırım size. Şimdilik benden bu kadar.

Son olarak..

Bırakın şehir sizi şaşırtsın, bilmediğiniz sokaklara girin mesela, sırf tabelası güzel diye o restorana girip adını beğendiğiniz o yemeği sipariş edin, tek başınıza gece yürüyüşüne çıkın, şehri gören bir tepeye çıkıp müzik dinleyerek günbatımını izleyin, ya da hiç olmadı o salaş bara gidip içeridekilerle muhabbet edin. Mesele müze gezip heykel görmek değil, bu saydıklarımı yaptınız mı? İşte o zaman gerçekten seyahat etmiş olacaksınız. 

Gizem

Devamını Oku »

26 Kasım 2014 Çarşamba

Veda Zamani.. Post- EVS

  EVS (Avrupa Gönüllü Hizmeti, yeni adıyla Erasmus+) başından sonuna kadar apayrı bir macera. En baştaki o heyecan, olur mu olmaz mı, neyle karşılaşacağım ben kaygısı, yeni evine vardığındaki o ilk gün aptallığı, karmaşa, onlarca yeni yüz, hayata yeniden ve sıfırdan başlama...

  Biraz daha zaman geçip de rutine alışınca evine ve ailene olan özlem, bir yandan da artık alışmış olmanın verdiği rahatlık ve kendine bir hayat düzeni kurmak... Yeni eşyalar alıp, yeni dostlar, arkadaşlar edinmek, hatta belki aşık olmak, tatil planları yapmak.. Bu etap aslında EVS'in en eğlenceli ve akılda kalan kısmı.

  Sırada 3. ve en can alıcı kısım var..

  Geri Dönüş...

  Eğer sorunsuz bir EVS geçirdiysen, hele ki uzun süreli bir projede bulunmuşsan valizleri toparlamak o kadar da kolay değil azizim. Herkesle vedalaşmak zaten ayrıca bir hafta isteyen bir süreç: yemekler yenir, zamanı olmayan arkadaşla ayaküstü bir kahve içerken vedalaşılır, hediyeler teslim edilir, fiesta'nın dibine vurulur ve sizi havaalanına bırakmalarıyla süreç sona erer.

  Bir yandan uzun süredir görmediğin aileni, şehrini, evini görmenin mutluluğu diğer yandan her şeyi geride bırakmış olmanın üzüntüsü, bir öte yandan da "eee şimdi ne yapacağım ben? İş? Okul?" bocalamasıyla leyla bir şekilde inersin uçaktan.

  İlk bir hafta her şey güzel, evin gözbebeğisin, herkes anlatacaklarını merak ediyor, etraf sana çok değişik geliyor vs. ama sonra mutlaka EVS günlerini hatırlatan bir detay, bir olay, bir mesaj, bir fotoğraf EVS'in bittiği gerçeğini vuruveriyor suratına.

 Nerden mi biliyorum? Birebir yaşadım, yazmak için bekledim, (belki de ben abartıyorum diye) başka gönüllülerle konuştum. Sonuç aynı. EVS hiç unutamayacağınız, hayatınızı EVS öncesi- EVS sonrası diye yaşamanıza neden olan bir deneyim. Bittikten sonra "tekrar olsa gider misin?" sorusu asla "hayır!" diye cevaplanmayan bir deneyim. Ve yerinizde olsam tek bir saniye bile düşünmeden belgelerimi hazırlayıp proje arayacağım bir deneyim.

 Bunu projesi biter bitmez ev sahibi ülkenin dilini öğretmeyi kendine meslek edinmiş biri olarak söylüyorum canlar ;)

Ex gönüllü- taze İspanyolca öğretmeni
Gizem


Devamını Oku »

21 Ekim 2014 Salı







                                                                    İletişim

                İspanyolca tercüman, rehber, özel ders ve her türlü sorularınız için; 
                                                        gizemkutukcu@gmail.com











Devamını Oku »

16 Mayıs 2014 Cuma

Tüm güzelligiyle ispanya...


  Flamenco, futbol, kültür, eğlence, tortilla de patata, sangria ve nicesi... İspanya hem insanının bize benzerliği hem de doğal ve tarihi güzellikleriyle Türklerin ilk seyahat etmek istediği ülkelerden biri. Madem öyle ben de birkaç ipucu vereyim yeni gelmek isteyenlere;

San Sebastian


  • İspanya'da sadece Madrid, Barcelona, Sevilla ve Valencia yok. Hiç ummadığınız yerlerden öyle güzellikler çıkıyor ki şaşıp kalırsınız. O yüzden seyahatlerinizi bu şehirlerle kısıtlamayın. Yolunuzun üzerindeki her şehir sizi binbir sürprizle bekliyor. 
  • Kış ayları hem uçak ve otel fiyatlarının uygunluğu nedeniyle tercih edilse de bence İspanya seyahati planlanırken Fiesta dönemlerine dikkat edilmeli. Yani kışın geliyorsanız mutlaka Carnaval dönemini ilkbaharda geliyorsanız Semana Santa'yı yazın geliyorsanız geldiğiniz şehrin Fiesta del Pueblo'sunu düşünmelisiniz. Uğraştınız ama denk getiremediniz mi? Üzülmeyin, çünkü mutlaka bir yerlerde bir Fiesta vardır. 
  • İspanya insanı, iklimi ve mutfağı güneyden kuzeye çıkıldıkça değişir. Güneyde tapas, deniz, kum, güneş, sıcak hava, daima fiesta, çok sıcak ve samimi insanlar varken kuzeye çıkıldıkça daha fazla ciddiyet, daha soğuk hava, bol yeşil, daha fazla yemek vardır. Biraz daha açmak gerekirse;
  • Kışın geliyorsanız ve soğuk havaya katlanamıyorsanız Andalucia bölgesi sizin için. Öğünlerinizi tapas barlarında içkinizle beraber bedava servis edilen leziz tapaslarla geçirip gün boyu mutlaka bir yerlerde dans eden muhabbet etmek için can atan insanlarla zaman geçirebilirsiniz. Bence bu bölgedeki her şehir görmeye değer ama en çok ziyaret edilenler Granada, Sevilla, Malaga, Cordoba şehirleri.
Sevilla
  • Biraz daha kuzeyde daha elegan daha Ortaçağ Avrupası şehirleri sizi bekliyor. Madrid, Toledo, Segovia, Salamanca, Valladolid, Burgos... Benzer mimari ve tarihe sahip birbirinden güzel şehirler bu bölgede. Madrid harici diğer şehirler daha küçük oldukları için günübirlik geziler yapmak yeterli. Ama bu bölgenin kendine özgü yemeklerini yiyip şarabını içmek kaydıyla. 

Segovia
  • Kuzeyde ise Bask Bölgesi, Asturias ve Galicia en dikkat geçen bölgeler. Benim tavsiyem bu bölgelere Temmuz- Ağustos döneminde gitmeniz. Çünkü o dönemde Madrid 40 dereceyle kavrulurken siz Gijon'un yemyeşil ikliminde 20-25 dereceyi anca görürsünüz. Galicia Bölgesi'nde Pontevedra ve Santiago de Campostela en çok gidilen yerler. Ayrıca Santiago'ya hacı olmak için dünyanın her yerinden akın akın insan gelmekte. Santiago yolu (Camino de Santiago) denen rotayı evlerinden itibaren yürüyerek aşan hacı adayları dünyanın sonu denilen Finisterre'de ayinlerini bitirip hacı olurlar. Buradaki Katedral ise görülmeye değer. Asturias ise Reconquista'nın (Yeniden fetih) başlangıç noktası olduğu için önemlidir. Ayrıca doğası, sahilleri, dağ zirvesindeki katedralleri ve turistik köyleriyle mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer. Oviedo ve Gijon bu bölgenin en çok turist çeken şehirleri. Bask bölgesi de sahillerinin güzelliğiyle yeme alışkanlıklarıyla sizi şaşırtacak. Bilbao ve San Sebastian Bask denince ilk akla gelen iki şehir. Kuzey insanı iklim nedeniyle mi bilinmez daha bir ciddidir. Her bölgenin kendine ait dili olduğu için de biraz iletişim sıkıntısı doğmakta. Ama bu bölgede yiyeceğiniz yemeği dünyanın hiçbir yerinde yiyemezsiniz. Bollukta sınır tanımazlar. Bir ailenin yiyeceği yemeği tek başınıza yer en fazla da 10E öder çıkarsınız. 

    Santiago de Campostela

    • Şehirler bir yana ben mutlaka birkaç köye uğramanızı tavsiye ediyorum. İspanya'da birçok turistik köy var ve köylerine çok bağlı buradaki herkes. Bu köylere yapacağınız günübirlik bir gezi "köy" algınızı sonsuza dek değiştirecektir.
      Bu ülkeyle ilgi ipuçları say say bitmez. Daha değinmediğim birçok bölge ve şehir var. Ama umarım aklınızdaki İspanya haritasını biraz daha genişletebilmişimdir.  

    Son olarak.. ne yapın edin mutlaka gelin ;)
    Gizem

    Gijon







    Devamını Oku »